MAKALE

Yayın Tarihi: 4 Kas 2012 | Murat Pınar

0

KOZMETİĞİN VAZGEÇİLMEZİ: KREMLER – 2

Şekil 1: Klasik krem örneği

Kremler öncelikli olarak bizlere kokuları ve görünüşleri ile hitap etseler de aslında farkında olmadan hepimiz kullandığımız kremlerin kıvamına, yağ oranına dikkat ederiz; hatta kullandıkça renk değişimini dahi gözlemleriz. Bunlar tüketici gözüyle normal davranışlardır, ancak çoğu krem günümüzde tenimizin yağ oranına, amacımıza (medikal, göz altı, gece, gündüz, kırışıklık önleyici vb. kremler) ve kullanım sıklığımıza bağlı olarak bizlere sunulduğu için bahsettiğim kontrolleri yapmak -eğer bu konularda titiz biri değilseniz- gereksiz hale geliyor. Artık teknoloji gelişti ve piyasadaki sıkı rekabet koşulları kozmetik firmalarını doğrudan tüketici ihtiyaçlarına yönelik kremler üretmeye zorluyor. Bu bağlamda da onlar klasik kremlerinin beraberinde (Şekil 1) klinik araştırmalarla, geri bildirimlerle veya uygulanan anket vb. gereçlerle ihtiyaç duyulanı bularak onu üretme yoluna gidiyorlar. Medyayı kullanarak ya da kataloglar üzerinden hedef kitlelere bu ürünleri sunuyorlar.

Kozmetik dünyasına göz attığımızda karşımıza kremler ile losyonlar çıkarken, medikal olarak tüm krem türevlerini görmek mümkün. Bu yazı sonrasında hangi türevin hangi işlevlerde daha etkin kullanıldığını daha iyi kavrayacaksınız. Bilimsel açıdan tüm krem ve türevleri yarı-katı ürünler başlığı altında toplandıkları için merhemlerin de, losyonların da, jellerin de aslında bir çeşit krem sayılabileceğini de belirtmek istiyorum. İsimlerindeki farklılık sadece kullanım alanları ile ilişkilendirmede öne çıkıyor.

Şimdi losyondan başlayarak kıvamımızı arttıralım ve krem türevlerinin ne tür kimyasal tepkimeler içerdiğini, hangi ihtiyaçlarımızı karşıladıklarını gözlemleyelim:

Şekil 2: Şampuanlar tüm losyon özelliklerine sahiptir.

Losyonlar ve kullanım alanları

Losyonlar, hasar görmemiş vücut yüzeylerine tatbik edilen, düşük ve orta kıvama sahip krem türleridir. En bilinen losyon türü şampuanlardır; bir şampuan belirgin bir biçimde losyonun tüm özelliklerini bünyesinde barındırır (Şekil 2): Belirli bir amaç için kullanılırlar (nemlendirme, temizlik, pürüzsüzlük kazandırma, yumuşatma gibi), düşük kıvamlı oldukları için geniş yüzeylerde etkili olurlar, uzun raf ömrüne sahiptirler, yağ oranları düşük olduğu için suyla temas ettikleri anda vücut yüzeyinden büyük oranda temizlenirler. Bu özellikleriyle şampuanlar saçlarımızı temizler, kepek oluşumunu/çoğalmasını engeller, saç derimizin pH/yağ dengesini korunmasına yardımcı olur.

Losyonlar su içindeki yağ emülsiyonlarıdır. Emülsiyon, birbiri içinde çözelmeyen sıvı – sıvı karışımlarına verilen addır. Miktarca az olan sıvı diğer sıvı içerisinde dağılmış durumdadır. Buna en iyi örnek süttür. Emülsiyonları kararlı kılmak için emülgatörler kullanılır. Emülgatörler sürfaktan özellikli maddelerdir: Sürfaktanlar yüzey gerilimini düşürerek bir yüzey için daha kararlı bir yapı oluştururlar, böylece faz ayrımı önlenerek düzensiz yayılma engellenmiş olur. Losyon içinde kullanılan emülgatörlerden bazıları parafin, setearil alkol, polisorbat 20 ve setearet 20 olarak sıralanabilir. Emülgatörler aynı zamanda losyona stabilite (kararlılık) kazandırdıkları için stabilizatör ajanı olarak da görev alırlar [1].

Medikal anlamda ise losyonlar, mikroplara karşı aşırı hassasiyeti olan kimselerce, vücudun herhangi bir bölgesinde mantar tedavisi amacıyla, egzema veya diğer alerjik deri semptomlarına yönelik tedavilerde, yumuşatıcı, ağrı giderici olarak da kullanılabilir.

Kremlerin özellikleri ve kullanım alanları nelerdir?

Kremlerin losyonlara oranla biraz daha yoğun ve merhemlere kıyasla daha akıcı olmaları, onlara hem losyon gibi hem de merhem gibi kullanılabilme esnekliği sağlamıştır. Bu nedenle medikal açıdan kremler, merhemlere ve losyonlara tercih edilirler. Jellerin çabuk emilme ve dolayısıyla çabuk tepki verme özelliklerinden dolayı kremlerle kıyası pek mümkün değil.

Kremlerin biraz daha yoğun kıvamları olduğunu düşünürsek losyonlarda kullanılan hammaddelerin üzerine bağlayıcı özellikte olan veya başka bir amaca sahip olan ancak bağlayıcı özelliği de bulunan kimyasalların eklenmesi sonucu doğuyor. Bu kimyasallar çoğu zaman kıvam arttırma özelliklerinin yanında sürfaktan, deri yumuşatma vb. özellikler de taşırlar. Bağlayıcılara örnek olarak miristil alkol, setil alkol, karbomer verilebilir. Karbomer içeren kremler çoğunlukla beraberinde nötralizatör olarak sodyum hidroksit ve trietanolamin de içerir [2][3]. Bunun nedeni karbomerin asidik değerini nötralize etmek içindir. pH dengesi yani kimyasal karışımın içindeki H+ iyon derişimi çok olursa krem fazla asidik, az olursa da bazik olur. Nötralizasyon tepkimelerinde asitler ile bazlar tepkimeye girerek su ve tuz açığa çıkarırlar. En bilinen örneklerden biri sofra tuzunun (NaCl) oluşum tepkimesidir [4]:

HCl + NaOH → NaCl + H2O

 (Hidroklorik asit + Sodyum hidroksit → Sofra tuzu (sodyum klorür) + Su)

Sık kullanılan diğer nötralizatörler içinde potasyum hidroksit ile sodyum hidroksimetil glisinat da sayılabilir.

Kremler, genel olarak losyonların kullanım alanlarına ilave olarak nemlendirmenin daha çok ihtiyaç duyulduğu durumlarda kullanılırlar.

Merhemlerin bu kadar yoğun kıvamda olmalarını hangi kimyasallar sağlar?

Şekil 3: Merhemler akmazlığı en yüksek krem türevleridir(Kaynak: https://www.cs.ubc.ca/)

Merhemlerin kıvamlarındaki akmazlık daha çok içeriklerindeki parafin, vazelin gibi petrol türevlerinden ve hidrojene lanolin gibi yoğun maddelerden ileri gelir. Hidrojene lanolin oda sıcaklığında taş sertliğindedir, merhem yapısına eritilerek ilave edilir ve doğal olarak merheme koyu kıvam verir. Merhemlerin içeriğinde bağlayıcılardan çok, bahsettiğim koyu kıvamlı hammaddeler olduğu için imalatları esnasında kremlerden daha az kimyasal tepkimeye sahiptirler. Genel kullanım alanları arasında ağrı kesici, anti-mikrobiyal, deriyi yumuşatma ve kuruluğunu önleme gibi özellikler sayılabilir.

Jellerin diğer krem türevlerine baskın yönleri nelerdir?

Jeller içeriklerinde deri yüzeyini emilime hazırlayan maddeler barındırırlar. Benzil alkol, izopropil palmitat gibi kimyasal maddeler deri yüzeyini aktif maddenin hızlıca emilebilmesini sağlayacak biçimde şekillendirerek kamfor, ibuprofen, levomentol, diklofenak dietilamin, dimetinden maleat gibi acı dindirici, kaşıntı önleyici, alerjik tepkileri dindirici özellikteki aktif maddelerin en kısa sürede görevlerini yerine getirmelerini sağlarlar.

Jellerin kıvamları neredeyse merhemler kadar yoğundur; içeriklerindeki bağlayıcılar ve sürfaktanlar jellerdeki bu koyu kıvamın başlıca etkenleridir.

Tüm krem ile türevlerinde tüm bu kimyasalların yanında olmazsa olmaz diyebileceğim koruyucu/katkı maddelerini es geçmeyelim. Bu kimyasallar genel anlamda kreme ömrünü biçen kısmını oluşturur ve çoğu yapısal olarak anti-mikrobiyal etkiye sahiptir. Bu maddelere örnek olarak metil paraben, etil paraben, propilen glikol, benzil alkol ile propil parahidroksibenzoatı verebiliriz.

Kremler nasıl bozunurlar?

Aslına bakarsanız kremler gıda maddeleri gibi görünürde bozunmalarını belli etmezler. Örneğin raf ömrü geçmiş bir peynir kolayca küflenir ve bunu kolayca anlayabiliriz, ancak raf ömrünü tamamlamış bir kremin veya türevinin etkisini kestirmek güç. Çünkü bozunmalar çok çeşitlilik gösterebilir: Örneğin nötralizatörü işlevini kaybeder ve raf ömrü sonrası yoğun asidik/bazik bir hal alırsa krem tahriş edici bir özellik kazanabilir. Diğer yandan aktif maddesi etkinliğini kaybetmiş olabilir ve bu durumda ne kadar kullanırsanız kullanın size olumlu bir etki sağlamayacaktır. Emülgatörler, çevrenin etkisiyle işlevini yerine getiremeyebilir; böylece bir anlamda stabilizatör etkisini kaybetmesiyle yağlı faz ile sulu faz ayrışmaya başlayıp beyaz olan krem gitgide sarımsı bir hal alabilir. Tüm bunlara rağmen raf ömrü 5 yıl olan kremi bir 5 yıl daha kullanmanız da olası elbette.

Raf ömrü neye göre belirlenir?

Kremlerin formülasyonları oluşturulduktan sonra belirli periyotlar dahilinde üretilen numunelerden analizler yapılır, elde edilen sonuçlar kıyaslanır ve eldeki değerlerin limit içinde kaldığı optimum süre gözetilerek raf ömrü belirlenir.

Şekil 4: Delgeçli kapağa sahip bir tüp

Kremin tazeliğini koruması için en önemlisi hava ile temas etmemesidir. Bu nedenle medikal kremlerin tüpleri, kapaktaki delgeç ile delinene kadar kullanıma kapalıdır (Şekil 4).

Kremlerin içeriklerindeki gizleri böylelikle açığa çıkarmış olduk. Rehber niteliğindeki bu iki aylık yazı dizisinin ufkunuzu genişletmiş olması dileklerimle…

Serinin ilk yazısı için buyrunuz: Kozmetiğin Vazgeçilmezi: Kremler – 1

Kaynaklar:

[1] http://en.wikipedia.org/wiki/Lotion
[2] http://chemicaloftheday.squarespace.com/todays-chemical/2011/8/31/carbomer.html
[3] http://www.cosmeticsinfo.org/ingredient_details.php?ingredient_id=652
[4] http://en.wikipedia.org/wiki/Neutralization_%28chemistry%29

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar

Boğaziçi Üniv. - Kimya Mühendisliği mezunu Murat Pınar, ilaç sektöründe üretim uzmanı olarak çalışıyor. Onun için merak - gözlem - araştırma üçgeni içinde kendince sağlıklı bir yaşam sürmekten zevk alan bir doğa tutkunu da diyebilirsiniz.






Yorum yapın (Facebook, Twitter gibi hesaplarınız geçerlidir.)

Back to Top ↑
  • Patreon’dayız

  • Bizi Takip Edin

  • iTunes Bağlantısı

  • Reklam Alanı

  • Destekçiler

  • E-POSTA LİSTESİ

    Yeni bir yayınımız yayımlandığında e-posta yoluyla haberdar olmak için adresinizi bu alana girin.

    Diğer 99.811 aboneye katılın

  • Hızlı Takvim

    Kasım 2012
    P S Ç P C C P
    « Eki   Ara »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    2627282930