AYIN FOTOĞRAFI: KIZILÖTESİ DÜNYA

Kızılötesi Dünya ( Fotoğraf: Zeki Melek, Makina: Canon A610 P&S, R72 IR filtre)

Bu sayımızda, ayın fotoğrafı köşemizde, insan gözüyle göremediğimiz bir diyara adım atıyoruz:  Kızılötesi Dünya. 

Fotoğraf: Zeki Melek
Makine: Canon A610 P&S
Makine Detayları: R72 IR Filtre, f2.8 1/2 saniye
Yer ve Tarih: 16 Subat 2006, College Station, Teksas
Yüksek çözünürlük için tıklayın.

İnsan gözünün algılayabildiği rekler, elektromanyetik spektrumun oldukça dar bir kısmını içerir. Çıplak  gözle 400 nanometre  (0,0000004 metre) dalga boyundaki mor ışıkla, 700 nanometre (0,0000007 metre) dalga boyundaki kırmızı ışık arasındaki renkleri algılayabiliriz. Gözümüz, bu aralıktaki farklı dalga boyu aralıklarını, farklı renkler olarak algılar. Örneğin 450-495 nanometre arası dalga boyuna sahip ışınları mavi, 620-750 nanometre arası ışınları da kırmızı renk olarak görürüz. Dalga boyu 400 nanometrenin altındakı ışıklara ultraviyole (UV, morötesi)  ışınlar,  dalga boyu 700 nanometrenin üzerindeki ışınlara da infrared (IR, kızılötesi ışınlar) denir. İşte, kızıl ötesi fotoğrafları sayesinde, insan gözünün normalde göremediği 750-900 nanometre dalga boyundaki alana bakabiliyoruz.  Bu ayki fotoğrafımız da, kızılötesi dünyayı görmemizi sağlayan bir teknikle çekilmiş, adeta bir masal dünyasından fırlamış bir fotoğraf.

Kızılötesi dünyaya kaçamak bakışlar atmamızı sağlayan bu fotoğrafçılık tekniğini, ve bu fotoğrafla ilgili detayları, gelin bu fotoğrafı çeken Zeki Melek‘in kaleminden okuyalım:

Fotoğrafçılıkta kullanılan filmler normalde IR ışınlara hassas değil, bunun için özel üretilmiş filmler kullanmak gerekiyordu. Ancak dijital fotoğraf makineleri ile beraber IR filmlere görünen ihtiyaç ortadan kalktı, hatta Kodak, popüler IR filmi HIE’nin üretimini 2007’de durdurdu.

 

Dijital fotoğraf maiknelerinin IR ve UV hassasiyetleri normal filmlerden epey farklı. Mesela, normal filmler UV dalgaboyuna çok hassas oldukları için, fotoğraf makinalarımızda eskiden UV filtre takılırdı, ama dijital sensörler artık UV ışınlara hassas değil, onun için sadece lensi koruma amaçlı filtre kullanıyor. Öte yandan dijital sensörler IR alanına hassas, hatta bu yüzden dijital sensörlerin üzerine IR dalga boylarını fıltreleyen kalıcı bir filtre ekleniyor.

 

Tabi, IR fotoğraf çekmek isteyen biri için, bu sonradan eklenen filtre büyük bir engel. Çeşitli şirketler, mevcut fotoğraf makinenizin üzerindeki IR filtresini sökerek, yerine görünür ışığı engelleyen filtre takma hizmeti sağlıyorlar. Ancak bu geri dönüşü olmayan bir işlem ve bu filtre değişikliğini yaptırdığınız makine artık sadece IR çeken, normal resim çekmeyen bir makine haline geliyor.

 

Diğer bir alternatif IR fotoğrafçılık yöntemi ise fotoğraf makinasının önüne görünür ışığı bloke eden R72 filtresi yerleştirmek. Bu filtreyi takarak, makinaya sadece IR ışınların ulaşmasını sağlayabiliriz. Sensörün üzerindeki IR filtresi, bu gelen IR ışınların bir kısmını engellese de, sensöre az miktarda da olsa IR ışın ulaşacaktır. Böylece sensöre ne kadar IR ışın ulaşırsa, onun resmini çekebiliriz. Ancak bu durumda kullandığınız makinenin sensöründeki kalıcı IR filtresinin ne kadar güçlü olduğu önemli. Genelde DSLR makinaların  oldukça güçlü bir filtresi oluyor, P&S (point&shoot) makinalarda ise daha güçsüz bir filtre oluyor. Elbette bu, makinadan makinaya değişebilir, örneğin benim bu fotoğrafta kullandığım A610’un filtresi çok güçlü değildi, ama daha sonra denediğim çeşitli P&S makinalarında hep daha güçlü filtreler vardı.

 

Biz filtre ile  üzerindeki görünür ışığı bloke ettik,  sensör üzerindeki filtre de IR ışınlarını engelledi, dolayısıyla sensöre gelen foton sayısını bu iki filtre ile oldukça azalttık. Bu nedenle artık fotoğrafı oldukça uzun sürede çekebiliriz. Örneğin, ben bu fotoğrafı o sırada öğlen güneşinde olmama rağmen f2.8 ve 1/2 saniyede çekmiştim. Halbuki elimde IR dönüşümü olan makinem olsaydı, aynı fotoğrafı f8 ve 1/125 saniyede çekebilirdim. Ayrıca IR dönüştürülmüş makinelerde filtre makinanın sensörünün üzerinde olduğu için vizörden bakınca ne çektiğimi de görebilirdim.

 

IR fotoğraf çekerken dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da IR dalgaboyunda odak noktasının değişmesidir. Otomatik netlik  sistemleri görünür ışıkta çalıştığı için, dar bir alanda çekim yapıyorsak IR dalgaboyuna güvenmemek gerekir. Eskiden lenslerin üzerinde uzaklık işaretleri olurdu, bazı lenslerde de bunların yanında kırmızı harflerle IR dalga boyunda neye denk geldiği yazardı.
Sadece IR dalga boyunda çekilen fotoğraflar siyah beyaz işlenirken, görünür ışığın tamamını filtrelemez ve fotoğrafa katkıda bulunmasına izin verirsek sahte-renkli (false color) kızılötesi fotoğraf çekebiliriz. Bu fotoğraflar, işlenmemiş halde koyu kırmızı bir filtreye çekilmiş gibi görünürler. Genelde mavi ve kırmızı kanalların yerini değiştirdiğinizde bildiğimiz mavi renkli gökyüzü görüntüsü elde edilebilir.

 

Meraklısına notlar:

  • Zeki Melek’in çektiği diğer IR fotoğraflara kendisinin flickr hesabından ulaşabilirsiniz.
  • Fotoğraf makinanızı kalıcı IR makineye çevirmenize yardım eden oldukça çok sayıda firma var. İsterseniz, doğrudan IR çekim yapan fotoğraf makineleri almanız da mümkün. İyi bir internet araştırması ile bu firmalara ve ürünlere ulaşabilirsiniz. Araştırmanız sırasında IR filter, IR conversion gibi arama kelimelerini kullanabilirsiniz.

 

Yazar hakkında: Işıl Arıcan


Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra ABD'de Sağlık Yönetimi üzerine yüksek lisans yaptı. Halen ABD'de tıbbi bilişim ve proje yönetimi üzerine danışmanlık yapıyor. Çeşitli bilim dışı iddiaları ve hurafeleri inceleyen Yalansavar isimli blogun kurucusu ve yazarıdır.