MAKALE

Yayın Tarihi: 3 Ara 2014 | Seyit Zor

0

Bir Mikroçipim Olsa: Fütüristik Şeyler

Mikroçipler hayatımıza girdiğinden beri onlara bedenimizde sahip olmak ve insan kapasitesini artırmak hayal edildi. İnsanların sanal dünyalara bedenen bağlanabileceğini, doğumdan ölüme kadar her anımızın bir çip ile kaydedileceğini, vücudumuzda hastalıklarla savaşan elektronik cihazlar taşıyacağımız ya da beynimize yerleştirilmiş hard diskler… Bunların çoğu 20. yüzyılda düşünüldü, romanlarda ve filmlerde kurgulandı. Artık ağır adımlarla hayatımıza girmeye başladılar.

O büyük nüfus cüzdanını ya da kredi kartlarını daha küçük boyutlarda, derimizin altında taşısak fena olmaz mıydı? Üstelik derimizin altındaki bir şeyi en son ne zaman kaybettik? Kimlik çipleri çoktan gerçekleşti. Evcil hayvanlarımız için RFID çipleri artık parazit aşısı kadar sıradan. Bu çiplere sahip olan insanların da sayısının arttığından bahsetmiştik

RFID_In_Hand

Bugünlerde deri altına yerleştirilebilen mikroçipler zorunlu sağlık durumları hariç birer heves, muhtemelen bir süre daha öyle olacak. Ancak yeni bir dönem başladı, Gelecek senaryolarının klişe yılı 2050’yi beklememize gerek yok, internetten sipariş verip bir RFID çipe sahip olabilirsiniz; ama elektroniklerin bedenlerimize girmesiyle ilgili kaygılarımız var. Bu, her hangi bir teknolojiden farklı, söz konusu insan bedeni olunca mikroçip imlantlarına alışmamız teknolojinin vaat ettiğinden daha uzun sürecek.

Bilim kurguda biyolojik ve yapay vücut kısımlarına sahip kişilere ya da başka bir açıdan biyolojik parçalar içeren makinelere siborg (Ing. Cyborg) denir.Sibernetik organizma ifadesinden türetilen kelime ilk kez 1960 yılında yayınlanan Cyborgs and space adlı makalede kullanıldı ve o günden bu yana bilim kurgu imgesi olarak yarı insan yarı makine modern bir izlenim kazandı. Öyleyse uzunca bir süredir Siemens Elema gibi ilk implant edilebilir kalp pillerinden bu yana protezlere sahip insanları siborg mu kabul etmeliyiz? Böyle bir kabul siborgların aramızda dolaştığı geleceği yaşıyor olduğumuzun farkına varmamızı sağlar. Bu da bize kalp piline sahip tanıdıklarımıza bakarken yaşadığımız dönem hakkında yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Elbet bir gün kabullenme, anlama ya da isimlendirme çabalarımız dinecek, protezler ve mikroçipler, bilim-kurguda olduğu gibi insan hayatının bir parçası olarak kabul edilecek.

O kocaman ilk bilgisayarları tasarlayanlar için onları insan bedenine yerleştirmek bir hayaldi çünkü insan bedenine yerleştirilebilecek şeylerin boyutları sınırlıdır. Bugün o kadar küçüldüler ki artık bilgisayarların insan bedenine yerleştirilmesini hayal etmiyoruz, planlıyoruz.

Bilgisayar teknolojisine vücut içinde sahip olmak şu an tanık olduğumuz, sahip olduğumuz cihazların dünyasıyla bedenen bağlantıda olmak demektir. Bu da insan bedeninin kullanmının tanımını değiştirir. Bizler bir parçası güncellenebilir, hacklenebilir, şarjı bitebilir canlılar oluruz ve bu, yenisi çıkan telefonlara sahip olmaktan pek de farklı olmayan, implantların yenilerine sahip olma çılgınlığını dahi beraberinde getirir. Yani teknolojide bugün tanık olduğumuz çılgınlık bedenlerimizi de doğrudan kapsama alanına alacaktır, ki bu giyilebilir teknolojiler adı altında başlamış gibi görünüyor. Akıllı bileklikler ve oluşturdukları eğilim bu düşüncenin destekçisi…

Kalp atışını, aktivite veya dinlenme durumumuzu akıllı bileklikler ile takip edebiliyoruz. Bu teknolojiye neredeyse alıştık. Şimdi de insan bedeninden bilgi alma çabasının nasıl basitçe vücut içine girebildiğine bir bakalım. Bir grup araştırmacı, arkasına güçlü ilaç şirketlerinin desteğini de alarak kum tanesi kadar küçük ve sindirilebilir bir çipi haplara yerleştirdi. Enerjisini mide sıvısıyla temas ettiği anda kimyasal bir tepkime ile elde ederek kendine özgü bir sinyalle takip cihazına bilgi veren ve sonrasında sindirilen mikroçipli ilaçlar geliştirdiler. Böylece giyilebilir teknolojilerle elde ettiğimiz verilere içtiğiniz ilaçların bilgisi de eklenmiş oldu.

 

 

Elektronik cihazları beynimiz ile kontrol etmek günümüz teknolojisiyle mümkün.. Ebay’de bu amaç için üretilmiş ticari ürünler bulabilirsiniz; çünkü bunun için beyne bir şeylerin yerleştirilmesine gerek yok. Belirli bir hareketin beyinde oluşturduğu aktivitenin kaydedilmesi ve o aktivite tespit edildiğinde bir cihazın belli bir görevi yerine getirmesi tek taraflı bir iletişim. Ancak örneğin dokunma hissi beyin için bir geri bildirimdir. Eğer bir cihazın bunu biyolojik el yerine yapabilmesini istiyorsak işte o zaman sinyalleri iletecek bir sistem gerekir. Yani bir cihazdan, duyu organlarımızdan gelene benzer veriler almak istiyorsak cihazı sinir sistemimizle birleştirmeliyiz. Bu cihazların amaçları insan kapasitesini artırmak ve dijital dünya ile iletişim kurmak olacağından görsel anlamda gözler, işitsel amaçla kulaklar, güç anlamında kaslar mikroçipler için uygulama alanları olabilir. Öyle görünüyor ki göz ve kulaklar için bu sistemler çoktan somutlaşmaya başladı.

Bir koklear implantın görünümü. Fotoğraf: quinn norton

Bir koklear implantın görünümü. Fotoğraf: quinn norton

İşitme engellilerin yeniden duymasını sağlayan bu sistemler uzun süredir kullanılıyor. Bu cihazlar kulağın arka kısmındaki bir mikrofonla elde edilen sinyali kafa derisi altına yerleştirilen bir çip ile işleyerek kulak salyangozundaki sinirlere iletir. Çünkü bu kişiler işitme kaybı yaşasa da ses sinyallerini beyne ileten sinirler sağlamdır. Yani kulak ile elde edilen sesler yerine cihazdan gelen sesler beyne iletilir.

 

 

 

Geordi La Forge

Geordi La Forge

İşitme problemlerine benzer şekilde gözlerindeki problemler nedeniyle görme kaybı yaşayan pek çok insanın da beynindeki görme ile ilgili bölge sağlamdır, hatta gene pek çok görme engelli kişinin sinyalleri beyne ileten sinirleri de hala işlevseldir. Bu bilgi bize koklear implantlarda olduğu gibi bir fikir verir: gözün görevini yapacak ve hala kullanılabilir olan sinirlere bağlanan cihazlar yani biyonik gözler ya da görme implantları.

Yapay göz hakkında en popüler kurgulardan birisi Star Trek serisinden Geordi La Forge’dur. Doğuştan kör olan La Forge, VISOR adlı bugün retro kabul edilecek gözlük benzeri bir cihaza sahiptir ve cihaz görüntüyü optik sinirler aracılığıyla La Forge’un beynine aktarır. Bilim-kurgu öğesi olarak La Forge ebedi kalacaksa da protezinin teknolojisi çoktan hayat buldu.

Bu yazıyı yazarken de uzun süredir yapay görme sistemlerine sahip kişiler klinik gözlem altında, bir yerlerde sağlıklı insanların görme duyusunu “kısmen” tadıyor.Bir gözlük ile kaydedilen görüntülerin retinaya yerleştirilen bir elektroda gönderilerek işlevsel göz sinilerine iletilmesi veya doğrudan beynin ilgili bölgesine gönderilmesi üzerine çalışan bu tür cihazlardan bazıları Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nce onaylandı ve ticarileşmeye oldukça yakın. Şimdilik kablolu bağlantılar, gözlükler kullanıyor olsak da biyolojik olanından farkı olmayan yapay gözler üzerinde düşünmemek için bir engel görünmüyor.

 

 

Mikroçipler bilim kurguda genellikle beyne yerleştirilir çünkü insanoğlunun en gelişmiş ve karmaşık organıdır ve potansiyeli heyecan uyandırır. Öte yandan mikroçiplerin beyne yerleştirilmesi gerektiğini belirten bir kural da yoktur. Transhumanistler beyin implantlarının insanlığın bir sonraki adımı olacağına inanır. Bu aslında biyolojik beyni olan makineler ve beyni geliştirilmiş insanlar şeklinde geniş bir vizyondur. Örneğin, William Gibson’ın Neuromancer adlı romanında beyinlerindeki implantlar ile gigabaytlarca veri taşıyabilen ve siberuzaya bağlanabilen insanlardan bahsedilir. Benzer şekilde bir klişe olarak bilgileri toplu halde beyne yükleyebilmek her öğrencinin sınav öncesi bilim kurgusudur. Nöronlara sen şunu öğren demek olanaksızdır, çünkü beyin bir arada çalıştığında anlamlılık oluşturan karmaşık bir sistemdir. Ancak bu sisteme ayak uydurabilecek bir hafıza mikroçipi yapılabilir mi? Bunu bizler göremeyeceğiz, şüphesiz.

Geçtiğimiz ağustos ayında kaybettiğimiz Robin Williams’ın başrolünü oynadığı The Final Cut adlı filmde insanlar ebeveynleri isterse doğmadan önce bir tür beyin implantına sahip oluyor ve dünyaya gözlerinin açtıkları anda implant, kişinin gözünden bütün hayatını kaydediyordu. Ne tür bir implant ya da neye benziyor bilmiyoruz hatta bir ömürlük videoyu saklamak için ne kadar hafıza gerekir hiç bahsedilmiyor. Ancak film, verdiği fikirle mikroçip implantlarını sorgulamamızı sağlıyor. Tüm hayatımızın doğumdan ölüme kadar her bir saniyesinin kendi gözlerimizden kaydedildiği ve öldükten sonra izleneceğini bildiğimiz bir hayatı yaşamak neye benzerdi?

Matrix’te olduğu gibi bedenlerimize implant edilmiş cihazlar ile bilgisayar dünyasına bağlanmak ve bilgisayar programının bir parçası olmak nasıl mümkün olabilir sorusuna bir yanıt hayal edemediğimiz bir durum. Öte yandan minik bir bilgisayarı bedenimizde taşıyıp onunla istediğimiz pek çok şeyi yapabilmek, ayakları Matrix’ten daha sağlam basan bir beklenti.

Son yıllarda bilgisayar teknolojisi daha küçük hacimlere sığdırılabiliyor. Kullanım alanları daha da kişiselleşti. Biyomalzemelerin, canlılık ile barışık malzemelerin kullanım alanları yaygınlaştı. Küçülen elektronikler, artan biyoteknoloji araştırmaları tüm bunlar bizlere bedenimde bir bilgisayar olsa, bir mikroçipim olsa hayalini kurduruyor. Neler yapmak isterdik? Bir mikroçipim olsa artık kredi kartı kullanmasam, ilaçlarımı almayı unuttum mu acaba diye endişelenmesem, bir mikroçipim olsa bilgileri beynime yükleyebilsem ya da bir mikroçipim olsa keşke yeniden dokunabilsem, herkes gibi görebilsem, duyabilsem.

 

KAYNAKLAR

  1. “Practical Experimentation with Human Implants”; K. Warwick, M. N. Gasson; Uberveillance and the Social Implications of Microchip Implants: Emerging Technologies: Emerging Technologie, IGI Global, 2013
  2. “Body Electric: Implanted Machines Are Coming”, Stuart Luman; http://a16z.com/2014/02/27/body-electric-the-future-of-implanted-machines/
  3. “Gadgets work under your skin – but are you ready?”; Jim Giles;  May 2012, http://goo.gl/8nfr5p
  4. Cyborg Implants – Have a favorite?”; http://goo.gl/KEUHXE
  5. Brain Implant, Wikipedia; http://en.wikipedia.org/wiki/Brain_implant
  6. Microchip Implant (human), Wikipedia; http://en.wikipedia.org/wiki/Microchip_implant_(human)
  7. “The bionic eye: a review”; J. M. Ong, L. da Cruz; Clinical and Experimental Ophthalmology 2012; 40.
  8. “Two blind British men have electronic retinas fitted”; BBC News; http://www.bbc.com/news/health-17936302
  9. http://www.proteus.com/

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar

TED Kayseri Kolejinden mezun oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Biyomühendislik eğitimi görüyor. Bilim tutkunu. Teknoloji bağımlısı. Japon kültürüne meraklı. Bilim kurgu, çizgi roman takipçisi. Eski milli okçu. Boş zamanlarında fotoğraf çeker, yemek yapar.






Yorum yapın (Facebook, Twitter gibi hesaplarınız geçerlidir.)

Back to Top ↑
  • Patreon’dayız

  • Bizi Takip Edin

  • iTunes Bağlantısı

  • Reklam Alanı

  • Destekçiler

  • E-POSTA LİSTESİ

    Yeni bir yayınımız yayımlandığında e-posta yoluyla haberdar olmak için adresinizi bu alana girin.

    Diğer 99.810 aboneye katılın

  • Hızlı Takvim

    Aralık 2014
    P S Ç P C C P
    « Kas   Oca »
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031