Fransa’da 100 binden fazla kişinin izlendiği geniş bir çalışma, bazı gıda preservatifleri ile kanser riski arasında mütevazı bir ilişki olabileceğini öne sürüyor. Bulgular özellikle potasyum sorbat, sülfitler ve nitrit/nitratlar gibi yaygın preservatifleri gündeme taşıyor. Araştırmacılar, sonuçların neden-sonuç kanıtı olmadığını vurgularken düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesini tartışmaya açıyor.
The BMJ’de yayımlanan ve NutriNet-Santé kohortundan yararlanan büyük bir Fransız çalışması, endüstriyel işlenmiş gıdalarda sık kullanılan bazı preservatifler ile kanser riski arasında küçük ama istatistiksel olarak dikkat çeken bağlantılar olabileceğini bildiriyor. Çalışma, 2009-2023 yılları arasında toplanan ayrıntılı beslenme kayıtlarını ve 2023 sonuna kadar doğrulanan sağlık verilerini birlikte analiz etti.
Preservatifler hangi sonuçlarla ilişkilendirildi?
Araştırmaya 15 yaş ve üzeri 105.260 kişi dahil edildi (ortalama yaş 42; katılımcıların %79’u kadın). Takip sürecinde toplam 4.226 kanser vakası görüldü; bunların içinde 1.208 meme kanseri ve 508 prostat kanseri yer aldı. Bilim insanları 17 farklı koruyucu katkıyı inceledi.
Tüm preservatifler bir arada değerlendirildiğinde genel olarak kanser riskiyle net bir ilişki bulunmadı; ayrıca 17 maddenin 11’i tek tek ele alındığında da anlamlı bir bağ saptanmadı. Buna karşın bazı maddelerde daha yüksek tüketimle birlikte risk artışı bildirildi. Örneğin toplam sorbatlar (özellikle potasyum sorbat) genel kanser riskinde %14, meme kanserinde %26 artışla ilişkilendirildi. Toplam sülfitler genel kanser riskinde %12 artışla bağlantılı bulundu.
Nitrit/nitrat tarafında da dikkat çeken bulgular var: sodyum nitrit tüketimi prostat kanseri riskinde %32 artışla, potasyum nitrat ise genel kanserde %13 ve meme kanserinde %22 artışla ilişkilendirildi. Ayrıca toplam asetatlar ve tek başına asetik asit için de genel kanser ve meme kanseri açısından artışlar raporlandı. Antioksidan sınıfında ise yalnızca total eritrobatlar ve sodyum eritrobat için daha yüksek kanser insidansı ile ilişki görüldü.
Araştırmacılar, bazı preservatiflerin bağışıklık sistemi ve inflamasyon üzerinde etkileri olabileceğini; bunun da teorik olarak kanser gelişimine katkı sağlayabileceğini not ediyor. Ancak bu çalışma gözlemsel nitelikte: Yani preservatiflerin doğrudan kansere neden olduğunu kanıtlamıyor; ölçülmeyen başka etkenler sonuçları etkilemiş olabilir. Yine de yazarlar, ayrıntılı “marka bazlı” beslenme kayıtları ve uzun izlem süresi nedeniyle bulguların düzenleyici kurumlar açısından yeniden değerlendirme ihtiyacını gündeme getirebileceğini söylüyor.
İlgili bir editöryal ise preservatiflerin raf ömrünü uzatma ve maliyeti düşürme gibi önemli faydaları olduğunu hatırlatırken, uzun vadeli sağlık etkilerine dair belirsizlikler nedeniyle daha dengeli bir yaklaşım çağrısı yapıyor. Üretim tarafında gereksiz katkıların azaltılması, tüketici tarafında ise mümkün olduğunda taze ve az işlenmiş gıdaların tercih edilmesi önerileri öne çıkıyor.
Kaynaklar ve Bağlantılar:
- The BMJ — Anaïs Hasenböhler ve ark. “Intake of food additive preservatives and incidence of cancer: results from the NutriNet-Santé prospective cohort” (2026) DOI: 10.1136/bmj-2025-084917
- ScienceDaily kaynak sayfası: https://www.sciencedaily.com/releases/2026/01/260127010154.htm














