Yeni bir çalışma, astımın asıl tetikleyicisinin yıllardır suçlanan leukotrienler değil, “pseudoleukotrien” adı verilen benzer ama farklı kökenli moleküller olabileceğini öne sürüyor. Case Western Reserve University ekibi, pseudoleukotrien düzeylerinin astımlılarda belirgin biçimde yükseldiğini ve hastalık şiddetiyle yakından ilişkili olduğunu bildirdi.
Astımın mekanizması uzun süredir akciğerdeki iltihaplanma ve bunun hava yollarını daraltması üzerinden açıklanıyor. Bu tabloyu başlatan ana “suçlu” olarak da çoğu zaman leukotrien adı verilen ve bağışıklık hücrelerinin saldığı iltihap sinyalleri gösteriliyordu. Ancak Case Western Reserve University araştırmacıları, benzer etkiyi yapan başka bir kimyasal grubun gözden kaçmış olabileceğini söylüyor.
Pseudoleukotrien nedir, neden önemli?
Ekip, “pseudoleukotrien” adını verdikleri bu bileşiklerin, klasik leukotrienlerden farklı olarak enzimlerin kontrollü üretimiyle değil; serbest radikallerin (kontrolsüz kalırsa dokulara zarar verebilen yüksek reaktif moleküller) lipitlere oksijen eklemesiyle oluştuğunu anlatıyor. Araştırmanın kıdemli yazarı Robert Salomon’a göre bu süreç, oksijenin yakıtla buluşup alev almasına benzer biçimde “kimyasal bir yangın” gibi büyüyebiliyor.
Bilim insanları, astımı olan kişilerde serbest radikalleri normalde “söndüren” antioksidanlar ve ilgili enzimlerin daha düşük düzeylerde olabileceğine işaret ediyor. Bu da pseudoleukotrien üretimini artırarak iltihap kaskadını daha kolay tetikleyebilir.
Mevcut bazı astım ilaçları (örneğin reseptörü bloke eden tedaviler), leukotrienlerin bağlandığı kilit noktayı kapatıp hava yolu daralması zincirini durdurmayı hedefliyor. Fakat araştırmacılara göre asıl sürücü pseudoleukotrien ise, daha etkili strateji “kilidi bantlamak” yerine serbest radikal sürecini baştan önlemek ya da ılımlı hale getirmek olabilir. Bu yaklaşım, iltihabın vücuttaki yararlı rollerini (iyileşme, gelişim, bellek süreçleri gibi) gereksiz yere baskılamadan daha hedefli bir tedavi kapısı aralayabilir.
Çalışmada, araştırma ekibi laboratuvarda bu molekülleri sentezleyip biyolojik örneklerde yakalayacak ölçüm yöntemleri geliştirdi. İdrar örnekleri üzerinden yapılan karşılaştırmada pseudoleukotrien düzeyleri astımlılarda (hafif ya da şiddetli) astımı olmayanlara göre yaklaşık 4–5 kat daha yüksek çıktı ve düzeyler hastalık şiddetiyle yakından paralel seyretti. Araştırmacılar, bunun hem yeni bir tedavi yönü hem de hastalık şiddetini izlemeye yarayabilecek bir biyobelirteç olasılığı sunduğunu belirtiyor.
Kaynaklar ve Bağlantılar:
- ScienceDaily — “Scientists may have been wrong about what causes asthma” (27 Ocak 2026): https://www.sciencedaily.com/releases/2026/01/260127010147.htm
- Case Western Reserve University (kaynak kurum bülteni/duyurusu; ScienceDaily sayfası üzerinden yayımlanan haber metni)














