BiliRoo adlı yeni bir bebek askısı, güneş ışığındaki mavi dalga boylarını kullanarak yenidoğan sarılığında fototerapiyi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. BiliRoo, zararlı ultraviyole ışınları büyük ölçüde engellerken tedaviye yardımcı ışığı geçiriyor. Böylece elektrikli cihazların kıt olduğu bölgelerde daha güvenli bir alternatif sunabilir.
Yenidoğan sarılığı, özellikle prematüre bebeklerde çok yaygın görülen ve tedavi edilmediğinde nadiren de olsa kalıcı hasara yol açabilen bir durum. Modern hastanelerde çözüm genellikle elektrikli mavi ışık lambalarıyla uygulanan fototerapi. Ancak dünyanın birçok yerinde bu cihazlara erişim sınırlı olduğu için aileler güneş ışığına yöneliyor; bu da UV ışınlarının cilt ve gözler için oluşturduğu riskler nedeniyle güvenli bir yöntem değil.
BiliRoo nasıl çalışıyor?
Chicago Üniversitesi değil, Michigan Üniversitesi’nde (University of Michigan) tıp öğrencisi olan Daniel John’un geliştirdiği BiliRoo, bu ikilemi azaltmayı amaçlayan, hafif ve elektriksiz bir “tıbbi bebek taşıyıcısı”. Taşıyıcının bebek sırtının üzerine denk gelen bölümünde şeffaf bir panel bulunuyor: Bu panel UV ışınlarını engellerken, bilirubinin parçalanmasına yardımcı olabilen mavi dalga boylarını geçirecek şekilde tasarlanmış. Amaç, hastanedeki fototerapi etkisini güneş ışığıyla, daha güvenli bir biçimde taklit etmek.
Cihazın bir diğer iddiası da tedaviyi “kuvöz benzeri bir düzenekte” değil, ebeveynin üzerinde mümkün kılması. Bu sayede hem bakım verenler günlük işlerini sürdürürken tedavi kesintiye uğramayabilir hem de “kangaroo care” olarak bilinen ten tene temas desteklenebilir. Bu temasın bebekte stresin azalması ve ısı düzenlemesi gibi faydaları olduğu biliniyor.
John’un anlattığına göre BiliRoo’nun önemli bir pratik sorunu, güneşin her zaman ideal açıyla gelmemesi. Ebeveyn yürürken, dönerken ya da gölgeli bir alana geçerken ışığın açısı değişiyor. Yapılan erken “bench” testlerinde askının farklı açılarda da yeterli mavi ışığı yakalayabildiği; buna karşılık zararlı UV ışınlarının %99’dan fazlasını kestiği raporlandı.
Yine de yöntem, gerçek hayatta güneşin sürekliliği (bulut, iç mekâna girme gibi) nedeniyle ışık dozunun tutarlılığı ve uzun süre sıcak güneşte kalmanın bebekte aşırı ısınma/sıvı kaybı riski gibi sorularla sınanmak zorunda. Araştırma ekibi bu başlıkları klinik çalışmalarla test etmeyi planlıyor. Küçük bir üretim partisinin Nepal’de hazırlandığı ve ilk denemelerin bu yıl içinde Nijerya’nın Ogbomoso kentinde yeni ebeveynlerle başlamasının hedeflendiği bildiriliyor.











