Written by 11:01 Yaşam Bilimleri

Makrofajlarla Kanser: Trojan İmmünoterapi

makrofaj

Mount Sinai ekibi, kanserin bağışıklık kalkanı olan makrofajları hedefleyen Trojan tarzı bir immünoterapi geliştirdi. Makrofajları ortadan kaldırıp tümörü savunmasız bırakan bu Trojan yaklaşımı, agresif akciğer ve yumurtalık kanseri hayvan modellerinde dikkat çekici sonuçlar verdi. Araştırmacılar, yöntemin insanlarda denenmeden önce güvenlik ve etkinlik açısından doğrulanması gerektiğini vurguluyor.

Icahn School of Medicine at Mount Sinai’den bilim insanları, metastatik kanserle mücadelede alışılmışın dışına çıkan deneysel bir immünoterapi yaklaşımı duyurdu. Strateji, kanser hücrelerine doğrudan saldırmak yerine tümörü koruyan “çevre”yi hedef alıyor: tümörün bağışıklık sistemini baskılamak için kullandığı makrofajlar.

Cancer Cell dergisinin 22 Ocak tarihli çevrimiçi sayısında yayımlanan çalışma, agresif metastatik yumurtalık ve akciğer kanseri için preklinik (hayvan) modellerde test edildi. Ekip, mevcut immünoterapilerin katı (solid) tümörlerde sıkça duvara toslamasının önemli nedenlerinden birinin, tümör çevresinin adeta “korunaklı bir kale” gibi bağışıklık hücrelerini içeri sokmaması olduğunu anlatıyor.

Trojan makrofaj stratejisi nasıl işliyor?

Bu yeni yaklaşım, “Trojan atı” fikrinden ilham alıyor: Tümöre zorla girmek yerine, tümörün kendi savunmasını tersine çevirmek. Normalde enfeksiyonla mücadele ve doku onarımında rol alan makrofajlar, tümör içinde yeniden programlanarak bağışıklık yanıtını baskılayabiliyor; kanser büyümesini ve yayılımını destekleyebiliyor. Mount Sinai ekibi, sağlıklı dokulardaki makrofajları mümkün olduğunca korurken, özellikle tümörle ilişkili makrofajları seçici biçimde azaltmayı hedefleyen bir yöntem tasarladı.

Bu amaçla CAR T hücreleri yeniden mühendislikle uyarlandı. CAR T terapileri çoğunlukla kanser hücrelerini doğrudan tanıyacak şekilde tasarlanırken, birçok solid tümörde uygun hedef bulmak zor olabiliyor. Araştırmacılar ise CAR T hücrelerini kanser hücresi yerine tümör makrofajlarını tanıyacak şekilde yönlendirdi ve ayrıca hücrelere interlökin-12 (IL-12) salma özelliği ekledi. IL-12, bağışıklık sisteminin “öldürücü” T hücrelerini daha güçlü aktive edebilen bir sinyal molekülü.

Çalışmaya göre, metastatik akciğer ve yumurtalık kanseri taşıyan farelerde bu mühendislenmiş hücrelerle tedavi, yaşam süresini belirgin biçimde uzattı ve bazı hayvanlarda tümör tamamen ortadan kalktı. Mekanizmayı anlamak için yapılan uzamsal genomik analizler, tedavinin tümör mikroçevresini “bağışıklık baskılayıcı” bir durumdan “bağışıklık saldırısına açık” bir duruma dönüştürdüğünü gösterdi. Ekip ayrıca yaklaşımın “antijen bağımsız” bir yönü olabileceğini; yani tek tek kanser hücresi belirteçlerini bulmaya daha az bağımlı kalabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılar sonuçların şu aşamada bir “kanıt” niteliğinde olduğunu ve insan çalışmalarının güvenlik/etkinlik için şart olduğunu vurguluyor. Bir sonraki adımda odak, IL-12’nin tümör içinde nerede ve nasıl salındığının daha kontrollü hale getirilmesi: amaç, etkiyi artırırken güvenliği korumak. Çalışmanın başlığı ise şöyle: “Armored macrophage-targeted CAR-T cells reset and reprogram the tumor microenvironment and control metastatic cancer growth.”

Kaynaklar ve Bağlantılar:

Visited 6 times, 6 visit(s) today
Etiketler: , , , , Last modified: 30 Ocak 2026
Close