105 binden fazla kadının izlendiği uzun soluklu bir çalışmada Mediterranean beslenme düzenine daha çok uyanlarda inme riski daha düşük bulundu. Üstelik bu ilişki, daha az incelenen beyin kanaması (hemorajik) türünde de dikkat çekici göründü.
American Academy of Neurology tarafından aktarılan ve 4 Şubat 2026’da Neurology Open Access dergisinde yayımlanan bir araştırma, Mediterranean tarzı beslenmenin daha düşük inme riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Çalışma, diyetin inmeyi kesin olarak önlediğini kanıtlamıyor; ancak uzun vadeli sağlık sonuçlarıyla güçlü bir bağlantıya işaret ediyor.
Mediterranean beslenme düzeni nedir?
Mediterranean yaklaşım; sebze, meyve, baklagiller ve balık gibi bitki ağırlıklı gıdalara dayanıyor. Yağ kaynağı olarak zeytinyağı gibi daha “sağlıklı” yağlar öne çıkarken, kırmızı et, süt ürünleri ve doymuş yağ asidi yüksek gıdalar daha sınırlı tüketiliyor.
Araştırmacılar, çalışmanın başında inme öyküsü olmayan 105.614 kadını (ortalama yaş 53) izledi. Katılımcılar başlangıçta ayrıntılı bir beslenme anketi doldurdu ve Mediterranean rehberine uyuma göre 0 ile 9 arasında bir puan aldı. Tam tahıllar, meyve-sebze, baklagil, zeytinyağı ve balığı daha fazla tüketmek; alkolü “orta” düzeyde almak; kırmızı et ve süt ürünlerini daha az tüketmek puanı yükselten unsurlar arasındaydı.
Katılımcılar ortalama 21 yıl takip edildi. Bu süre içinde toplam 4.083 inme kaydedildi: 3.358’i iskemik inme (beyne giden kan akımının tıkanması), 725’i hemorajik inme (damar yırtılmasıyla beyin içine kanama) idi. Sigara, fiziksel aktivite ve yüksek tansiyon gibi diğer risk etkenleri hesaba katıldıktan sonra da sonuçlar benzer kaldı: En yüksek Mediterranean puanına sahip kadınlarda herhangi bir inme riski %18 daha düşüktü. İskemik inme riski %16, hemorajik inme riski ise %25 daha düşük göründü.
Çalışmanın dikkat çeken noktalarından biri, hemorajik inme için de benzer bir ilişki bulunması; çünkü bu tür inmeye dair büyük ölçekli veriler daha sınırlı olabiliyor. Öte yandan araştırmacılar, beslenme bilgilerinin öz-bildirime dayanmasının (yani katılımcıların hatırlama/yanılma payı) önemli bir kısıt olduğunu da vurguluyor. Araştırma, National Institute of Neurological Diseases and Stroke tarafından desteklendi.












