Written by 17:22 HABER

Ağrı: Tell Me Where It Hurts Gerçeği

Ağrı

Rachel Zoffness’un yeni kitabı, ağrının yalnızca doku hasarından doğmadığını; duygu, beklenti, travma ve sosyal bağlar gibi etkenlerle birlikte şekillendiğini anlatıyor. Kitap, ağrı deneyimini “biyopsikososyal” bir çerçevede ele alarak ağrıyı azaltmaya dönük uygulanabilir yollar da öneriyor.

Pain psychologist ve bilim insanı Rachel Zoffness, Tell Me Where It Hurts adlı kitabında ağrıya dair yerleşik kabulleri sarsan bir çerçeve kuruyor: Ağrı çoğu zaman hasarlı bir bölgeden gelen sinyallerle ilişkilendirilse de, deneyimin kendisi beynin yorumuyla “üretilen” çok bileşenli bir sonuç. Zoffness’a göre duygular, travma, inançlar ve sosyal ilişkiler bu tarifin ana malzemeleri; yani ağrı, tek bir biyolojik nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık.

Kitabın dikkat çeken örneklerinden biri, “beklenti” unsurunun ağrıyı nasıl şekillendirebildiğini gösteriyor. Bir inşaat işçisi, botuna saplanan 7 inçlik bir çivi gördüğünde şiddetli acı içinde acile kaldırılıyor; bot çıkarıldığında çivinin ayağı ıskaladığı ortaya çıkıyor. Buna karşılık, nail gun kazasında yüzüne 4 inçlik bir çivi saplanan başka bir kişi, günlerce çok az ağrı hissediyor ve durum ancak diş hekimindeki röntgende anlaşılıyor. Zoffness’un vurgusu net: Ağrı, bedensel zarar için her zaman güvenilir bir gösterge değil.

Ağrı için bütüncül yaklaşım

Zoffness, “biyopsikososyal” yaklaşımın ağrı yönetiminde neden kritik olduğunu anlatırken, sağlık sisteminin özellikle kronik ağrıda (genellikle üç ay ve üzeri süren ağrı) bu karmaşıklığı karşılamakta zorlandığını da belirtiyor. Reçete yazmak ya da bir prosedür önermek görece kolayken; uyku düzenini iyileştirmek, sosyal bağları güçlendirmek veya travmayla çalışabilecek bir terapiste erişmek her zaman aynı ölçüde mümkün olmayabiliyor.

Yine de kitabın tonu karamsar değil. Zoffness, “ağrı tarifi” benzetmesiyle bazı malzemelerin değiştirilebileceğini; yani ağrıyı artıran etkenlerin bir bölümünün yönetilebilir olduğunu savunuyor. Okura ve klinisyenlere dönük pratik öneriler de sunuyor: Örneğin hastaya “ağrın tedavi edilemez” demenin zarar verebileceğini, hastalığın tedavi edilemese bile ağrının dalgalanabileceğini hatırlatıyor. Kitabın ana mesajı, ‘tüm kişi’yi merkeze alan bir bakışın yeni çözüm yolları açtığı: “Bütün-kişi problemi, bütün-kişi çözümü gerektirir.”

Kaynaklar ve Bağlantılar:

Visited 6 times, 1 visit(s) today
Etiketler: , , , , , Last modified: 10 Şubat 2026
Close