Written by 16:22 Yaşam Bilimleri

Buz Balıkçıları ve Foraging Stratejileri

foraging

Finlandiya’daki buz balıkçıları üzerinde yapılan yeni bir çalışma, foraging kararlarında kişisel deneyimin önemli olduğunu; ancak şans kötü gidince insanların kalabalığı takip etmeye daha yatkınlaştığını gösteriyor. GPS ve kafa kamerası verileri, “gruptan öğrenme” ile “kendi bildiğini yapma” arasında duruma göre değişen bir dengeye işaret ediyor.

Finlandiya’nın Rusya sınırındaki Kuzey Karelya bölgesinde kış ayları uzun ve sert geçiyor. Bölge halkının önemli bir kısmı bu dönemde donmuş göller üzerinde buz balıkçılığı yapıyor. Ancak buzun üstünde asıl mesele sadece oltayı sallamak değil: Balık vurmuyorsa, aynı noktada ne kadar kalmalı ve yeni bir yere gitmek için ne zaman zahmete girilmeli?

Foraging kararlarında “foraging” bilgisi ve kalabalık etkisi

Bilim insanları bu kararı, insanların doğada yiyecek ararken verdiği “foraging” (kaynak arama/toplama) kararlarına benzetiyor. Geleneksel varsayım, bireylerin ağırlıkla kendi deneyimlerine dayanarak “burada kal/göç et” hesabı yaptığı yönündeydi. Fakat gerçek hayatta insanlar çoğu zaman tek başına değil, başkalarıyla aynı ortamda kaynak arıyor; bu da sosyal ipuçlarını önemli hale getiriyor.

Max Planck Institute for Human Development’dan Alexander Schakowski ve ekibi, bu sosyal boyutu sahada test etmek için Kuzey Karelya’da 2022 ve 2023 yıllarında 10 buz balıkçılığı turnuvası düzenledi. Toplam 74 yarışmacı (31’i tüm turnuvalara katıldı) üç saat içinde mümkün olduğunca fazla levrek (perch) yakalamaya çalıştı. Katılımcılar GPS takip cihazları ve kafa kameraları taşıdı; böylece araştırmacılar kimlerin nerede, ne kadar süre kaldığını ve hangi koşullarda yer değiştirdiğini ayrıntılı biçimde izledi.

Veriler, balıkçıların bir noktada kalma ya da ayrılma kararında çoğunlukla kendi kısa vadeli başarılarına (ısırık/av alma gibi) baktığını gösterdi. Ancak işler kötü gittiğinde — yani balık çıkmadığında — yalnız kalmak yerine kalabalığa yaklaşma eğilimi belirginleşti. Kısacası “içgüdüm/tecrübem” ile “başkalarının yaptığı” arasında, koşullara göre ayarlanan bir strateji ortaya çıktı.

Çalışma ayrıca, göl tabanının eğimi gibi çevresel ipuçlarının beklenenden daha sınırlı etkisi olabileceğine işaret ediyor; yine de araştırmacılar bunun, araştırmanın yapıldığı ortamın özelliklerinden kaynaklanabileceğini vurguluyor. Bulgular, zorlu koşullarda sosyal bilgiyi ne zaman ve nasıl kullandığımızı anlamanın, insan zekâsının evrimine dair daha geniş sorulara da katkı sağlayabileceğini düşündürüyor.

Kaynaklar ve Bağlantılar:

Visited 4 times, 1 visit(s) today
Etiketler: , , , , Last modified: 06 Şubat 2026
Close