Voyager 2’nin Uranus yakınından geçtiği 1986 uçuşunda kaydedilen aşırı radyasyon, bilim insanlarını onlarca yıl şaşırtmıştı. Southwest Research Institute araştırmacılarına göre Uranus’un radyasyon kuşaklarını o sırada “supercharged” eden şey, nadir bir Güneş rüzgârı olayı olabilir. Yeni analiz, Uranus’un neden yeniden ziyaret edilmesi gerektiğine dair güçlü bir gerekçe sunuyor.
NASA’nın Voyager 2 uzay aracı, 1986’da Uranus’un yanından geçerken beklenmedik derecede güçlü bir elektron radyasyon kuşağı ölçtü. O dönemki modellere göre Uranus’un bu kadar yüksek enerjili parçacıkları uzun süre hapsedebilmesi pek olası görünmüyordu; bu yüzden kayıtlar, neredeyse 40 yıl boyunca “neden böyle?” sorusunu açık bıraktı.
Southwest Research Institute (SwRI) tarafından yürütülen yeni çalışma, gizemin yanıtının gezegenin kalıcı özelliklerinde değil, o anki uzay havasında olabileceğini söylüyor. Araştırmacılar, Voyager 2’nin Uranus sistemine vardığı sırada co-rotating interaction region (Güneş rüzgârında yoğun ve hızlı akımların etkileşim bölgesi) gibi bir yapının gezegen çevresinden geçiyor olmasının, radyasyon seviyelerini kısa sürede aşırı yükseltmiş olabileceğini öne sürüyor.
Supercharged Uranus: Dalgalar elektronları nasıl hızlandırır?
Ekibin dikkat çektiği noktalardan biri, Voyager 2’nin tüm görevi boyunca kaydettiği en güçlü yüksek frekanslı dalgalardan bazılarının Uranus yakınında ölçülmüş olması. Geçmişte bu tür dalgaların, enerjik elektronları saçıp gezegenin atmosferine düşürerek radyasyon kuşağını “zayıflatacağı” düşünülüyordu. Ancak son yıllarda Dünya yakınındaki gözlemler, belirli koşullarda aynı dalgaların elektronları hızlandırıp kuşaklara ek enerji enjekte edebildiğini gösterdi.
SwRI araştırmacıları, Dünya’da 2019’da görülen ve radyasyon kuşaklarında hızlı elektron ivmelenmesine yol açan olaylara benzer bir mekanizmanın Uranus’ta da işlemiş olabileceğini belirtiyor. Bu senaryo doğruysa, Voyager 2’nin “normal” bir Uranus’u değil, nadir görülen bir uzay hava olayı sırasında geçici olarak güçlenmiş bir radyasyon ortamını gözlemlediği anlamına geliyor.
Çalışma, Uranus’un manyetosferinin dinamiklerini anlamak için yeni sorular da doğuruyor: Bu güçlü dalgalar hangi sırayla ve hangi koşullarda oluşuyor, enerji parçacıklara tam olarak nasıl aktarılıyor? Araştırmacılara göre bu belirsizlikler, Uranus’a yönelik yeni bir görevin yalnızca geçmişteki bir anomaliyi açıklamakla kalmayıp, Neptune gibi benzer sistemleri anlamaya da katkı sağlayabileceğini gösteriyor.
Kaynaklar ve Bağlantılar:
- ScienceDaily sayfası: https://www.sciencedaily.com/releases/2026/02/260206012217.htm
- SwRI materyali: https://www.swri.org/newsroom/press-releases/swri-may-have-solved-mystery-surrounding-uranus-radiation-belts
- Akademik makale (Geophysical Research Letters, 2025): https://doi.org/10.1029/2025GL119311









![NESİLLER AYRILIYOR: X, Y ve Z NESİLLERİ 11216[1]](https://www.acikbilim.com/wp-content/uploads/2013/09/112161-90x90.jpg)


