MAKALE Resim 1. İlk olarak Elisha Gray’in tasarladığı ama “Bell’in yüzyıl sıvı aktarıcısı” olarak adlandırılan değişken direncin teknik çizimi. Koniden geçen ses dalgaları (M) gerili olan zarı (D) titreştirir. Bu zara bağlı olan elektrik devresinin ucu (R) asitli bir suya batıp çıkar (C) ve batma miktarına bağlı olarak da iletilen elektrik akımın şiddeti değişmiş olur. Kaynak [6].

Yayın Tarihi: 1 Ara 2013 | Murat Çetinkaya

0

BİR CASUSLUK HİKAYESİ: TELEFONU KİM İCAT ETTİ?

kapak

 

Yazıya girmeden önce isterseniz herkesçe bilinen ve de resmi olan cevabı verelim: Alexander Graham Bell. Yazının buradan sonrası ise perde arkasındaki olayları merak edenler için.

Geçen ayki sayımızda modern havacılığın pek bilinmeyen geçmişini Wright kardeşlerin meşhur patentine ve onun yaptırımlarına odaklanarak incelemiştik. Daha karmaşık bir hikaye ise bu sefer telefonun icadı ile karşımızda. Alexander Graham Bell ve Elisha Gray’in telefonun icadı üzerindeki hak iddialarından, sanayi casusluğu suçlamalarından ve de mahkemelere intikal eden bir süreçten bahsedeceğiz.

İki mucidin tasarımlarını karşılaştırmadan önce şunu belirtmek gerekir ki, telefonun icadı aslında 40 yıldan fazla süren bir bilimsel birikim üzerine kuruluydu. Bell ve Gray’den önce birçok mühendis ve bilim insanı sesin elektromanyetik iletimi konusunda bazı adımlar atmıştı. Bunlardan belki de en öne çıkanı Antonio Meucci idi. Meucci de Bell ile mahkemelik olmuştu ama Meucci’nin iddialarının adına tescillediği patentle uyuşmamasından ötürü dava Bell lehine sonuçlanmıştı [1]. Konuyu dağıtmamak adına bu makalede pratik kullanıma uygun ilk telefonun icadını, dolayısıyla Alexander Graham Bell ve Elisha Gray arasındaki açmazı inceleyeceğiz.

Kimdir Alexander Graham Bell ve Elisha Gray?

Alexander Graham Bell 1847’de İskoçya’da doğdu, ama yaşamının büyük kesimini Kanada ve ABD’de geçirdi. Ailesinden ses ve iletişim konusunda devraldığı deneysel birikim ve bilim için çevresinden gördüğü teşvikler şüphesiz onun bilimsel kariyerinin en itici güçleriydi. 12 yaşındayken yaptığı ilk icadı komşusunun değirmeninde öğütülen buğdayı sap ve kabuk gibi istenmeyen parçalarından ayıklayan bir düzenekti. En bilinen icadı olan telefondan başka metal dedektörü, deniz otobüsü ve fiber-optik iletişim gibi birçok önemli icada ve gelişime imzasını atan Bell için çağının en üretken dehalarından birisiydi dersek abartmış olmayız. Ama üzerinde en çok zaman harcadığı konulardan birisi sesli iletişimdi. Annesinin ve eşinin işitme engelli oluşu ve bu dertten muzdarip öğrencileri için ayrıca konuşma ve iletişim dersleri vermesi doğal olarak Bell’i sesin oluşumu, kaydı ve iletimi konusunda ömür boyu sürdüreceği araştırmalara itmişti [2].

Elisha Gray ise 1835’te ABD’nin Ohio eyaletinde doğdu. Hakkında Alexander Graham Bell kadar çok şey bilinmese de, iletişim teknolojisi konusunda adına kayıtlı birçok patent mevcut. Gray özellikle telgrafla iletişimin kalitesini arttıran icatlar geliştirdi. Bu icatlardan bazıları el yazısının telgrafla iletimini sağlayan bir çeşit faks makinesi, telgrafla gelen mesajları kağıda basabilen bir yazıcı ve de resimlerin elektromanyetik yolla iletimini sağlayan basit bir kapalı devre televizyon sistemiydi [3].

Önce telefonu tanıyalım

Tahminimce hepimiz telefon olan bir evde doğup büyüdüğümüz için bu icadın varlığını hiç garipsemedik. Hatta artık cep telefonları yüzünden evimizdeki sabit hatları bile kullanmamaya başladık. Aslında basit ama etkili bir tasarıma sahip olan telefonun bugünkü haline ulaşması hayli vakit aldı, ama baştan beri çalışma prensibi aynıydı.

Basitçe anlatmak gerekirse telefonun alıcı kısmı (mikrofon) konuşmamızı önce elektrik sinyallerine dönüştürür. Sesimizin dalgaboyuna, yani tizliğine veya pesliğine göre, alıcının içindeki bir zar (diyafram) farklı şiddetlerde titreşir. Bu titreşimlere bağlı olarak elektrik direnç değeri değişebilen bir parça kullanılır. Günümüzde piezoelektrik (mekanik girdiyi elektrik akımına çeviren) bileşenler kullanılırken eskiden Edison’un icat ettiği, karbon tozları barındıran bir hazne kullanılırdı. İşte bu değişken direnç sayesinde iletilen elektrik akımının anlık şiddeti yollanan ses dalgalarına bağlı olarak ayarlanır ve telefondan ana hata iletilir.

Telefon tellerinde ilerleyen elektrik akımları en sonunda karşı tarafın telefonuna ulaşır. Bu sefer gelen elektrik akımlarının ses dalgalarına geri dönüştürülmesi lazımdır. Bunun için de ahizede bir elektromıknatıs kullanılır. Bu elektromıknatıs, ahizede yer alan, demir bir halkaya yapışık (veya demir bir tabakayla kaplı) ikinci bir zarı titreştirir. Gelen elektrik akımının şiddetine bağlı olarak çalışan elektromıknatıs ve onun titreştirdiği zar en sonunda ses dalgaları yaratır ve bu dalgalar ahizeden dışarıya verilir. Aşağıdaki bağlantıya tıklarsanız, o zamanların ses kayıt ve iletim kalitesi hakkında da bir izlenime sahip olursunuz.

Alexander Graham Bell’in bilinen en eski ses kaydı. Kayıtta Bell “Sesimi duyun, Alexander Graham Bell ” diyor.

Bell ve Gray’in telefon tasarımları

Gördüğünüz gibi telefonun çalışma prensibi bizim için o kadar da karmaşık değil. Buradaki en önemli unsur ses dalgalarını önce elektrik akımlarına dönüştürüp, sonra bu akımları tekrar sese etkin bir şekilde çevirebilmekte. Tabii kullanılacak düzenek bir şekilde elektrik akımlarının şiddetini ses dalgalarıyla bağdaştırmak zorunda. Bunun çözümü de yukarıda bahsettiğimiz değişken direnç.

Edison karbon mikrofonunu 1877’de yani telefonun icadından 1 yıl sonra icat etmişti [4]. Dolayısıyla, Alexander Graham Bell ve Elisha Gray değişken direnç sorununu başka bir yöntemle çözmek zorundaydı. İlk başta Bell, telli çalgılardaki gibi değişik dalgaboylarında sesler çıkarabilecek tellerle sesi iletmeyi öngörüyordu. Bell daha sonra, 2 Haziran 1875’te asistanı Thomas Watson ile yaptığı deneylerin birinde tesadüfen farketti ki, farklı dalgaboylarındaki seslerin iletimi için sadece bir tel yeterliydi. Yine de Bell’in kaydettiği bu gelişme iletilen sesin kalitesini anlaşılabilir düzeyde tutamıyordu, yani ahizeye konuşan bir kişinin söylediği kelimeler ayırt edilemiyordu. Bell’in tasarımı hala pratik kullanımdan birkaç adım uzaktı [2].

Diğer taraftan Elisha Gray ise 1874 yılının yazında müzikal tonları iletebilen ama insan konuşmasını hala anlaşılır şekilde iletemeyen bir cihaz icat etmişti. 1874 yılının Aralık ayında da bu cihazı halka açık bir gösteride tanıtmıştı. Gray’in tasarımında değişken direnç görevini gören şey ise iletken bir sıvıya batırılmış elektrotlar, yani telefondaki elektrik devresinin uçlarıydı. Bu elektrotların batırıldıkları sıvıyla olan temas miktarı gelen sesin dalgaboyuna bağlıydı. Daha tiz, yani daha düşük dalgaboyu olan bir ses daha fazla enerjiye sahip olduğu için elektrotlar sıvıya daha fazla batacaktı (Resim 1). Böylece sıvıyla temas alanı artan elektrotlardan daha fazla elektrik akımı geçecekti, tıpkı karbon mikrofonundaki gibi. Gray daha sonra bu sıvı bazlı değişken direnci, yani “sıvı aktarıcıyı”, yeterince iyileştirmeyi başarmıştı ve 11 Şubat 1876’da defterine de bu düzeneğin bir şemasını çizmişti [5].

 

Resim 1. İlk olarak Elisha Gray’in tasarladığı ama “Bell’in yüzyıl sıvı aktarıcısı” olarak adlandırılan değişken direncin teknik çizimi. Koniden geçen ses dalgaları (M) gerili olan zarı (D) titreştirir. Bu zara bağlı olan elektrik devresinin ucu (R) asitli bir suya batıp çıkar (C) ve batma miktarına bağlı olarak da iletilen elektrik akımın şiddeti değişmiş olur. Kaynak [6].

Resim 1. İlk olarak Elisha Gray’in tasarladığı ama “Bell’in yüzyıl sıvı aktarıcısı” olarak adlandırılan değişken direncin teknik çizimi. Koniden geçen ses dalgaları (M) gerili olan zarı (D) titreştirir. Bu zara bağlı olan elektrik devresinin ucu (R) asitli bir suya batıp çıkar (C) ve batma miktarına bağlı olarak da iletilen elektrik akımın şiddeti değişmiş olur. Kaynak [6].

Patent ofisine hücum

Hikaye bu noktadan sonra gerçekten ilginç bir hal almaya başlıyor. Bildiğimiz kadarıyla 11 Şubat 1876 tarihinde Elisha Gray’in elinde pratik olarak kullanıma neredeyse uygun olan bir telefon tasarımı vardı, ama Alexander Graham Bell’in tasarımında aşması gereken daha büyük sorunlar mevcuttu. İlginç olan ise 14 Şubat 1876’da Gray avukatı aracılığıyla kendi tasarımının patenti için önbaşvurusunu yollamışken, Bell de aynı gün avukatı aracılığıyla kendi tasarımı için patent başvurusu yapmıştı. Dahası Bell’in başvuru metninde yer alan ama çizimlerde gösterilmeyen sıvı aktarıcıya ait ifadeler, Gray’in başvurusunda da yer alan ve ayrıca çizimlerle gösterilen sıvı aktarıcıya inanılmaz şekilde benzemekteydi. 19 Şubat’ta Amerikan patent ofisi bu şaibeli durumdan dolayı Bell’in patent başvurusunu askıya alıp, Gray’e başvurusunu tamamlaması için 3 ay süre verdi. Bu 3 ayın sonunda da kimin hak sahibi olduğunu belirleyebilmek için münazaralara başlanacaktı [5].

Casusluk yapılmış mıydı?

Konu için önemli bir detay ise o tarihlerde Amerikan patent ofisinin, patent başvurularında bahsi geçen tasarımların çalışan bir örneğini görme talebiydi. Tahmin edilen o ki Bell’in elinde başvuru sırasında böyle bir örnek yoktu. Diğer taraftan Amerikan kongresinin 1870’te aldığı bir kararla başvuru sahiplerinin örnek gösterme zorunluluğu kaldırılmıştı (bu karar günümüzde de bazı istisnai durumlar ve devri daim makineleri haricinde geçerlidir). Bell’in avukatlarının bu kararı lehlerine kullanıp, Bell’e zaman kazandırdığını düşünüyorum, çünkü Bell’in not defterine 24 Şubat’tan 7 Mart’a kadar süren bir seyahati boyunca hiçbir şey yazılmamıştı. Bell’in patent başvurusu 7 Mart’ta onaylanmışken, 8 Mart’ta Bell’in not defterine Gray’in tasarımına çok benzeyen bir düzenek çizilmiş, 10 Mart’ta ise Bell sıvı aktarıcıyı kullanarak insan sesini anlaşılır şekilde iletebilen bir düzeneği çalıştırmayı başarmıştı. Aslında Bell daha sonraki deneylerinde ve halka açık gösterilerinde bu düzeneği bir daha kullanmayacaktı ve bunun yerine geçecek olan elektromanyetik düzenekle çalışan telefonunu geliştirecekti. Ama başvurusunda Gray’in sıvı aktarıcılı tasarımından sadece bahsetmek bile Bell’in patent beratını almasına yetmişti.

Resim 2. Solda, ön planda Elisha Gray’in 14 Şubat 1876 tarihli patent önbaşvurusuna ait sıvı aktarıcı çizimini, arka planda ise Alexander Graham Bell’in 8 Mart 1876 tarihli not defterini ve yuvarlak içine alınmış sıvı aktarıcı çizimini görüyorsunuz. Sağda ise Bell’in 14 Şubat 1876 tarihli patent başvurusuna ait bir çizimi görüyorsunuz. Bell’in başvurusunda sıvı aktarıcıya ait hiçbir çizim yok ama bundan bahseden bir paragraf mevcut. Kaynaklar [2,3].

Resim 2. Solda, ön planda Elisha Gray’in 14 Şubat 1876 tarihli patent önbaşvurusuna ait sıvı aktarıcı çizimini, arka planda ise Alexander Graham Bell’in 8 Mart 1876 tarihli not defterini ve yuvarlak içine alınmış sıvı aktarıcı çizimini görüyorsunuz. Sağda ise Bell’in 14 Şubat 1876 tarihli patent başvurusuna ait bir çizimi görüyorsunuz. Bell’in başvurusunda sıvı aktarıcıya ait hiçbir çizim yok ama bundan bahseden bir paragraf mevcut. Kaynaklar [2,3].

Yaklaşık bir yıl sonra, 2 Mart 1877’de Bell Gray’e bir mektup yazmış, bu mektupta Gray’in tasarımının “suyun içinde titreşen bir tel ile alakalı olduğunu” bildiğini itiraf etmişti. Ama bu tarihte Gray’in tasarımı hala saklı tutuluyordu. Peki Bell bu detayı en başta nasıl öğrenmişti? 1879’da Bell yeminli ifade verirken, dönemin patent memuru ile Gray’in tasarımı hakkında üstünkörü bir sohbet ettiğini söyleyecekti. Diğer taraftan söz konusu patent memuru, 1886 tarihli yeminli ifadesinde 1876’da alkolik olmakla beraber Bell’in avukatına para borcu olduğunu, kurallara aykırı olmasına rağmen ona Gray’in başvurusundan bahsettiğini, üstüne bir de amirlerine Bell’in başvurusun Gray’inkinden daha önce ulaştığını rapor ettiğini söyleyecekti. Bu inanılmaz ifade gazetede yayınlandıktan 3 gün sonra ise Bell bütün bu iddiaları yazılı ve yine yeminli olarak reddedecekti [5].

Buna benzeyen başka birçok ifade ve komplo teorisi var. Bunlara daha fazla yer vermemekle birlikte, gerçekliği su götürmeyen son birkaç detayı daha sizlerle paylaşma gereği görüyorum. Avukatı Gray’e, Bell’in başvurusunun (metni kastediyor olmalı) 20 Ocak 1876’da, yani meşhur 14 Şubat 1876 başvuruları yapılmadan önce, noter tarafından zaten onaylandığını söylemişti. Bu yüzden Gray’e, başvurusunun peşini bırakmasını “tavsiye etmişti”. Gray daha sonra avukatının tavsiyesini yerine getirip, yazılı olarak bu mücadeleden çekildiğini söylemiş, Bell de en sonunda 7 Mart 1876’da 174465 nolu Amerikan patentini almayı başarmıştı (patent ofisinin Gray’e verdiği 3 aylık sürenin bile dolmadığını hatırlatırım). Peki Gray, Bell ile hukuk mücadelesi verirken, kendi avukatının hesabına Bell’in şirketi tarafından düzenli olarak para yatırıldığını bilse acaba avukatının tavsiyesini yine yerine getirir miydi? [7] Gray bütün bu gerçekleri sonradan öğrendiğinde telefonu aslında kendisinin icat eddiğini söylemiş, Bell’i casuslukla suçlayıp olayın peşinden gitmeye çalışmış, ama kendi isteğiyle mücadeleden daha önce çekildiği için artık iş işten geçmişti.

Sonuç

Gördüğünüz gibi telefonun icadı hakkında kıyasıya bir mücadele söz konusuydu. Ne yazık ki bu mücadele bilimsel değil, hukuki bir platformda olmuştu. Amerikan patent ofisi Elisha Gray’in değişken direnç fikrinin asıl sahibi olduğunu açık açık kabul etmiş, ama Gray’in mücadeleyi bırakmasından ve de patent başvurusunu tamamlamamasından dolayı Alexander Graham Bell’i pratik telefonun mucidi olarak tescillemişti.

Alexander Graham Bell resmi olarak telefonun mucidi, ama bu ünvanı ne kadar hak ediyor? Yukarıda bahsi geçen detaylara bakılırsa Gray’in Bell’in avukatları tarafından casusluğa uğradığını ve kendi avukatı tarafından da kötü bir şekilde kandırıldığını düşünüyorum. Yazının başında Alexander Graham Bell’in çağının en üretken dehalarından birisi olduğunu belirtmiştim. Dolayısıyla Bell’in aslında böyle bir casusluğa ne ihtiyacı olduğunu, ne de bunu istediğini tahmin ediyorum. Ne yazık ki, avukatlarının yol açtığı bu karmaşadan sonra sanıyorum ki Bell’in geri adım atıp her şeyi itiraf etmesi için artık çok geçti. Çünkü işin ucunda hem büyük bir unvan, hem ülke çapında bir saygınlık, hem de milyon dolarlar vardı.

Bu hikayeden çıkaracağımız çok önemli dersler var. Birincisi, bir tasarım üzerinde çalışıyorsanız, mutlaka notlarınızı tarihleriyle birlikte kayıt altına alıp saklayın. Bell’in not defterinin verdiği açıklar malumunuz. İkincisi, tasarımınızı kasada saklamak yerine mutlaka patentleyin. Tabii bu noktada tasarımınızın patent almaya değecek kadar önemli olduğunu varsayıyoruz. Üçüncüsü, patentiniz tescillenene kadar başka bir kimseye çalışmanızdan bahsetmeyin, ki bu süreç 1 yıldan fazla sürebilir. Son olarak, olaylar sarpa sararsa mutlaka ikinci bir avukatın görüşünü alın!

Kaynaklar

Kapak resmi: Alexander Graham Bell ve Elisha Gray. Kaynak: Wikipedia [2,3]

  1. http://en.wikipedia.org/wiki/Invention_of_the_telephone
  2. http://en.wikipedia.org/wiki/Alexander_Graham_Bell
  3. http://en.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray
  4. http://en.wikipedia.org/wiki/Carbon_microphone
  5. http://en.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray_and_Alexander_Bell_telephone_controversy
  6. http://commons.wikimedia.org/wiki/File:PSM_V69_D435_Bell_centennial_liquid_transmitter.png
  7. Evenson, A. Edward (2000), The Telephone Patent Conspiracy of 1876: The Elisha Gray – Alexander Bell Controversy, McFarland, North Carolina, 2000.

Etiketler: , , , , , , , ,


Yazar

ODTÜ'den makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra ABD ve Almanya'da çalıştı. Kendisi şu anda Hollanda'da Avrupa Patent Enstitüsü'nde patent memuru olarak görev alıyor.






Yorum yapın (Facebook, Twitter gibi hesaplarınız geçerlidir.)

Back to Top ↑
  • Patreon’dayız

  • Bizi Takip Edin

  • iTunes Bağlantısı

  • Reklam Alanı

  • Destekçiler

  • E-POSTA LİSTESİ

    Yeni bir yayınımız yayımlandığında e-posta yoluyla haberdar olmak için adresinizi bu alana girin.

    Diğer 99.811 aboneye katılın

  • Hızlı Takvim

    Aralık 2013
    P S Ç P C C P
    « Kas   Oca »
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031