Written by 13:31 Uzay, Yaşam Bilimleri

Mars: Maya Yaşamı Şaşırttı

maya

IISc araştırmacıları, Mars benzeri şok dalgaları ve zehirli tuzlar altında bile mayanın hayatta kalabildiğini gösterdi. Çalışma, mayanın stres anında hücre içi “koruyucu paketler” oluşturarak kendini savunduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgular, Mars koşullarında yaşamın izlerini anlamak için yeni ipuçları sunabilir.

Baker’s yeast olarak bilinen Saccharomyces cerevisiae, mutfaktan laboratuvara kadar pek çok alanda kullanılan sıradan bir mikroorganizma. Ancak Indian Institute of Science (IISc) ile Physical Research Laboratory (PRL) Ahmedabad’dan araştırmacılar, bu mayanın Mars’ı andıran sert koşullara karşı beklenmedik bir dayanıklılık gösterdiğini bildiriyor.

Mars mayası: Şok dalgası ve toksik toprak testi

Ekip, canlı maya hücrelerini iki zorlu stresle karşı karşıya bıraktı: Meteor çarpmalarını taklit eden güçlü şok dalgaları ve Mars toprağında bulunduğu bilinen toksik perklorat tuzları. Şok dalgaları, PRL’de Bhalamurugan Sivaraman’ın laboratuvarındaki High-Intensity Shock Tube for Astrochemistry (HISTA) düzeneğinde üretildi ve dalga hızları Mach 5.6’ya kadar çıktı. Kimyasal stres içinse hücreler 100 mM sodyum perkloratla, tek başına ya da şok dalgalarıyla birlikte işlendi.

Araştırmacılara göre en büyük zorluk, bu kadar yüksek şiddette şok dalgalarına ilk kez canlı maya hücrelerini maruz bırakmak ve ardından örnekleri kirlenmeden geri kazanabilmekti. Buna rağmen sonuçlar netti: Hücreler şok dalgaları, perklorat ve ikisinin kombinasyonu sonrasında da canlı kaldı; büyüme hızları yavaşlasa da hayatta kalma oranları yüksek seyretti.

Çalışma, bu dayanıklılığın arkasında hücrenin stres anında oluşturduğu ribonükleoprotein (RNP) kondensatları olabileceğini öne sürüyor. Basitçe anlatmak gerekirse bunlar, hücrenin mRNA’sını (protein üretim talimatlarını) geçici olarak “toplayıp düzenlediği” zarsız mikroyapılar. Şok dalgası, maya hücrelerinde iki tür yapı olan stress granules ve P-bodies oluşumunu tetiklerken; yalnızca perklorat maruziyetinde ağırlıkla P-bodies gözlendi. Bu yapıları oluşturamayan maya suşlarının ise hayatta kalma şansının belirgin biçimde düştüğü bildirildi.

Araştırmacılar, RNP kondensatlarının uzay ortamlarında hücresel stresin “biyolojik işareti” (biyobelirteç) olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Bulgular, astrobiyoloji açısından “yaşamın zorlu koşullara nasıl direndiğini” anlamada mayayı güçlü bir model organizma haline getirirken, gelecekte uzay görevlerinde dayanıklı biyolojik sistemler tasarlamak için de yol gösterebilir.

Kaynaklar ve Bağlantılar:

Visited 7 times, 1 visit(s) today
Etiketler: , , , , , Last modified: 09 Şubat 2026
Close