Salk Institute, epigenom izlerinin bağışıklık hücrelerinde hem genetik mirası hem de yaşam deneyimlerini kaydettiğini gösteren kapsamlı bir harita çıkardı. Çalışma, epigenom üzerinden neden aynı enfeksiyonun bazı insanları hafif, bazılarını ise ağır etkilediğini anlamaya bir adım daha yaklaştırıyor.
COVID-19 pandemisi aynı virüsle karşılaşan insanların çok farklı sonuçlar yaşayabildiğini gösterdi: kimi hafif atlatırken kimi hastaneye yatacak kadar ağır etkilenebiliyor. Salk Institute araştırmacıları bu farkın önemli bir kısmının, bağışıklık hücrelerinde biriken epigenetik izlerle ilgili olabileceğini ortaya koyan yeni bir çalışma yayımladı.
Epigenom bağışıklık tepkisini nasıl şekilliyor?
Her hücre aynı DNA’yı taşısa da, hangi genlerin “açık” ya da “kapalı” çalıştığı hücrenin görevini belirliyor. İşte epigenom, DNA dizisini değiştirmeden gen aktivitesini etkileyen kimyasal işaretlerin (örneğin DNA metilasyonu) bütünü. Araştırmacılar, bağışıklık hücrelerinin bu işaretler üzerinden hem kalıtımdan gelen özellikleri hem de hayat boyu maruz kalınan enfeksiyon, aşı ve çevresel etkenleri “moleküler bir kayıt” gibi taşıdığını vurguluyor.
Nature Genetics’te 27 Ocak 2026’da yayımlanan çalışmada ekip, 110 kişiden alınan kan örneklerini inceledi. Bu örneklerde grip; HIV-1, MRSA, MSSA ve SARS-CoV-2 enfeksiyonları; şarbon aşısı; ayrıca organofosfat pestisit maruziyeti gibi farklı yaşam deneyimlerini yansıtan izler vardı. Analizler, dört ana bağışıklık hücresi tipine odaklandı: T hücreleri, B hücreleri, monositler ve doğal öldürücü (NK) hücreler.
Çalışmanın kilit noktası, epigenetik işaretleri iki gruba ayırabilmesi oldu: genetik farklılıklarla bağlantılı olanlar (gDMR’ler) ve yaşam deneyimleriyle ilişkili olanlar (eDMR’ler). Ekip, kalıtımsal etkilerin daha çok uzun ömürlü T ve B hücrelerinde, daha “istikrarlı” gen bölgelerine yakın yerlerde görülebildiğini; deneyim kaynaklı izlerin ise hızlı bağışıklık tepkilerini yöneten daha esnek düzenleyici bölgelerde yoğunlaştığını bildirdi. Bu da genetiğin uzun vadeli bağışıklık programlarını kurarken, deneyimlerin sistemi durumlara göre ince ayar yaptığı fikrini güçlendiriyor.
Araştırmacılara göre bu tür bir atlas, gelecekte kişiye özel yaklaşımların önünü açabilir: Daha fazla örnekle veri tabanı büyüdükçe, belirli epigenetik imzaların hastalık şiddetini öngörmede veya hangi hücre tiplerinin risk genlerinden etkilendiğini saptamada yardımcı olabileceği düşünülüyor. Ancak bunun klinik uygulamaya dönüşmesi için daha geniş kohortlar ve mekanistik (neden-sonuç) çalışmaları gerektiği de özellikle belirtiliyor.
Kaynaklar ve Bağlantılar:
- Salk Institute materyalleri: https://www.salk.edu/news-release/how-do-nature-and-nurture-shape-our-immune-cells
- ScienceDaily sayfası: https://www.sciencedaily.com/releases/2026/02/260210040608.htm







![NESİLLER AYRILIYOR: X, Y ve Z NESİLLERİ 11216[1]](https://www.acikbilim.com/wp-content/uploads/2013/09/112161-90x90.jpg)



