MUHABBET TEORİSİ #167: Kimlerin bilim yapacağına sınır getirilebilir mi?

Bu bölümde Kaan Öztürk ve Tevfik Uyar, Boğaziçi Üniversitesi’nin güncel rektör atama durumu ve buna dair tepkileri konuştular.

Ücretli abonemiz olarak bize destek vermek için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz: https://www.patreon.com/acikbilim

Bu programımız mevcut Patreon destekçilerimizin katkılarıyla yayınlandı (Patreon’da yer alan isimleriyle):

Sule Civi, yesatalim, Evren Akal, Kaya Gökçe Dinçyürek, Okan Ulas Gezeroglu, Zeynep Kiziltan, Tevfik Uyar, Gursel Mutlu, Melis Aritman Alp, Evren Aslankaraoğlu, Çağrı Yalgın, Cenk Altı, Arman Sernaz, Cem Karaoguz, Enes Topcu, Ali Ihsan Sakin, Bunyamin Simsek, Banu Yelkovan, Guven atbakan, Melike Ceren İnan, Arif Akar, Gamze, fatih karagülle, Cem Mergenci, Baris Parlak, Emre Yorgancıgil, Irmak Akpınar, Cengiz Aytun, Serdar Sabri Özkubilay, Deniz YILDIZ, Sercan Bayram, Orhun Emre Çelik.

 

 

About the Author
Açık Bilim Podcast Kanalı, 2011 yılından bu yana aktif olan, ücretsiz bilim yayınları içeren bağımsız bir bilim medyasıdır.

3 comments on MUHABBET TEORİSİ #167: Kimlerin bilim yapacağına sınır getirilebilir mi?

  1. ayisin dedi ki:

    orhan kural bilim yapiyormuydu?

  2. ayisin dedi ki:

    ya evet.. orhan kural. olumunden sonrasini bile bicimleyen deha… sigara ve et ile ugrasan obsesiv adam.
    bilim adami bunlarla ugrasmaz …..

  3. Mehmet dedi ki:

    Almanya’da üniversitelerdeki atamalarda politik eksen her zaman vardır. Yoktur diyen rüya aleminde yaşıyordur. Klinik şefi olabilmek için farklı bir özelliğinizin olması yeterli olabilir. Ama bir üniversite rektörü olabilmek icin parti kaydınız yoksa , ve de o günkü siyasi erk içinde adamınız yoksa sıkıntı yaşarsınız.

    Bunun Almanya’da en bariz örneği gazete ilanında geçen şahsın -isim zikretmeden yazıma devam etmek istiyorum – başına gelenlerdir.

    Şimdi Almanya Cumhurbaşkanı olan şahsin yakın arkadaşı olan hoca Augsburg da bulunmuş , onunla yaklaşık 12 ay beraber çalışma fırsatım da olmustu. İstenilmedigi partisi belli oldugu ve arkasındaki şahıs bile belli oldugu halde göstere göstere Essen üniversitesinin rektoru yapıldı . Bu şahıs kanber gibi bir sürü düğünde boy gösterdiğinden, sadece üniversiteden yılda aldığı maaş ki -540 bin Euro – yu haketmedigini düşünen klinik şefleri siyasi erk başta iken kariyerlerini riske atmış ve ulusal çapta bir protesto mektubunu kaleme almışlardı . Fazla dayanamadı , 3 sene sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Üniversiteyi terkederken yapılan toplantıya dışişleri bakanı bizzat katıldı ve desteğinin hala sürdüğünü alenen beyan etti.

    Yine Augsburg da oturanlar için de başka bir örnek vermek isterim.
    Bir cerrah sadece partili değil aynı zamanda katolik oldugu icin beş yıl icinde başarısız oldugu halde ikinci büyük hastaneye başhekim olarak atandı …

    Buradan çıkarabildiğim birçok sonuç var:

    1. Almanya’da da en uç noktalara atamalar siyasi torpille yapılır …
    2. Bu genel geçer kabul görür. Her bölge değişik partiler tarafından yönetildiği icin ülkenin birikmiş Gazı alınmış olduğundan , kendisini kime yakın görüyorsa orada belirli kümeler oluşur.
    3. Üniversiteler kendi sorunlarını kendi içlerinde kendilerine ait yöntemlerle zor da olsa çözerler.

    Bugün Türkiye’de İstanbulda izlediğimiz marjinal
    Grupların sloganlarına esir edildi Bogazici. Aslına bakarsanız Boğaziçi’ne yakışmadı. Katil Polis sloganları örgütsel marjinal sol örgütlerin marşları ile aslında haklı oldukları bir durumda haksız duruma düştüler …

    Herkes demokratik teamülden bahsediyor . Ama demokrasi isteyenlerin hic de öyle demokrat olmadıklarını hem görüyor hem de biliyoruz. Can Ataklı denen densiz bozuntunun son videosu maalesef buna işaret. Yani aslında demokratik teamülleri ne biliyoruz ne de istiyoruz …

    Ya Türkiye’ye yazık gerçekten …

    Bazı arkadaşlar bana kızıyorlar biliyorum. Ben başkanlık sistemine baştan beridir karşıyım. Hiçbir politik mecra kendi gibi olamadığı gibi, kendisine tam ters olan kızmasın diye dilini ısırmaktan ne yapacağını bilemiyor. Bu da son günlerde bazı patlamalara yol açıyor işte. Birileri ağızlarının altındaki baklayı ortaya dökmeye başladı işte . Hala Türkçe ezan Türkçe Kuran Başörtülü Hakim , 1930 ların özlemi falan, içlerinde kalan bastırılmış duygularını açığa çıkarıyorlar.

    Dipnot: Almanya’da bir üniversitenin önünde birileri RAF güzellemesi yapan bir marş okuyan gençleri ne yapar ?
    Exmatrikulation …. yani okuldan atar . Okula başlarken her öğrenciden marjinal radikal guruplara üye olmadığına ve sempati duymadığına dair imzalı beyanat alır. Bu beyanat ile okuldan kovulan öğrencinin hukuki yolları da kapanmış olur.

    Türkiye’de demokrasiden anlaşılan şey: hırçın bencil vahşi özgürlük … Türkiye’de herhangi bir Apartman dairesinde bir hafta kalın , ne demek istedigim daha net anlaşılır .

    Bu açıdan bakıldığında Türkiye’ Almanya’dan daha demokrat bir ülke … ama ben Almanya demokrasisini tercih ederim …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir