MAKALE zodiak4

Yayın Tarihi: 2 Şub 2014 | Tevfik Uyar

7

Astrologların Bilimle İmtihanı

“Ab ayında Venüs yükselirse, yağmurlar olacak, kıtlık ve yıkım olacaktır.
Ab ayında Venüs’ün beyaz bir alevi olursa, ülkede kıtlık olacak ya da kral çok güçlü olacaktır.
Ab ayında Venüs ufka doğru karalarak alçalırsa ya da sönük kalırsa, o ay Elam ve ordusu mahvolacaktır.
Ab ayında Venüs yükselir ve bir yıldız kayarsa, kıtlık olacak ya da kral güçlü hale gelecektir.
Ab ayında Venüs görünmezse, kral güçlü olacak ve ülke mutlu olacaktır.”

59-60. Venüs tabletlerinden (M.Ö. 2. binyıl)

Geçtiğimiz ay bir çok kereler sosyal medyada gerek kişisel hesabımdan gerekse de Açık Bilim’in hesaplarından paylaştığımız “astroloji hakkında bilimsel bir araştırma” adıyla bir anket bağlantısına rastlamışsınızdır. Açık Bilim’de ilk defa bir örneğini gerçekleştirdiğimiz bu anket araştırmasını aslında şahsen uzun bir süredir yapmayı planladığımı söylemek isterim–bu konuda hala çeşitli şanssızlıklar neticesinde bitirip yayımlatamadığım bir kitap projem var- . Ve nihayet uyuyamadığım bir gece birkaç astrologla Twitter üzerinden tartışınca biraz acele de olsa böyle bir araştırma yapmak ve raporunu internetten yayınlamak geldi içimden.

Bu anket aracılığıyla toplamda 1300’e yakın katılımcıdan veri toplama şansım oldu. Bu bir araştırma raporu olsa da şekil, içerik ve örneklem yolu nedeniyle hakemli bir dergide yayınlanacak ölçütlere sahip olduğunu düşünmedik. Bu yüzden bilimsel bir makale gibi ansiklopedik ve ruhtan uzak bir dil kullanmayacağım; ama bilimsel bir araştırmaya aşina olanlar için –ve aşina olmak isteyenler için de- bir miktar benzetim yapmayı arzu ediyorum. Standart bir makalede görebileceğiniz teorik açıklamalara da bu yazıda yer vermeyeceğim; ama yapmış olduğumuz araştırmanın yöntemi, bulguları ve sonuçlarından bahsederken standart usüllerden çok da uzaklaşmayacağım.

Topluma ve bilime katkı sağlaması dileğiyle.

Her yılın geleneği…

Astroloji temelde ikiye ayrılır: Mundan astroloji ve horoskop adıyla da bildiğimiz natal astroloji. Mundan astroloji, astrolojinin çıkış noktasıdır ve gökyüzünü gözlemleme yoluyla ülkelerin / halkların kaderleri hakkında kehanette bulunma işidir. Babillilerin Enuma Anu Enlil adlı tabletleri gökyüzüne bakarak kehanette bulunma geleneğinin ilk yazılı örneklerini oluşturur ve bu tabletler gökcisimleri ile dönemin siyasal / ekonomik / demografik olaylarıyla ilişki kurar. Tıpkı yazının girişinde alıntıladığımız tabletteki metinler gibi.

İlgili dönemde gelişmiş uygarlıklarda geçerli siyasal sistemlerden başılıcası krallıklardı. Dolayısıyla bu gökyüzü falları konusu gereği krallar içindi ve onları ilgilendirmekteydi. Ancak bu fallara olan inancın artması ile bir süre sonra sadece kral hakkında değil, kralın akrabaları hakkında da kehanette bulunmalar başgösterdi. Zamanla aristokratların da astrologlara fal baktırmaya başlaması ile mundan astroloji genele yayıldı; bir zaman sonra ortaya bugün horoskop olarak bildiğimiz, doğum haritasına bakarak kehanette bulunma modası ortaya çıktı; ama biraz daha basit düzeyde; çünkü o tarihlerde sadece çıplak gözle görülen beş gezegenin varlığından haberdar idiler. Bu beş gezegenin, ayın ve güneşin hangi takım yıldızından doğdukları / battıkları / bulundukları kehanetin yönünü belirlemekteydi ve zenginler arasında giderek popülerleşen fal bakma biçimi, kişinin doğduğu gündeki yıldız haritasına bakarak onun karakterini okumak şeklindeydi. Horoskop olarak anılan “doğum kartları”, doğum gibi önemli olayların gerçekleştiği herhangi bir gün ve saatte gökcisimlerinin konum ve açılarını gösteren araçlardır. İlk rastlanan tablet üzerine çivi yazısı ile işlenmiş horoskoplar, M.Ö. 410 yılında Babilliler tarafından oluşturulanlardır(1). Daha sonra Mısır’a ve oradan da Antik Yunan’a sıçramış, herkesçe paylaşılan bir inanç haline gelmiştir. MS 2. yüzyıldan bir örnek vermek gerekirse, Batlamyus’un Tetrabiblos adlı kitabında Satürn, avcı takımyıldızındayken doğanlar için şöyle söylüyordu:

“Satürn, Avcı (Orion) takımyıldızında iken doğan çocuklar esmer, gürbüz, siyah ve kıvırcık saçlı, kıllı göğüslü, orta büyüklükte gözlere sahip, orta boylu, soğuk ve rutubetten fazlasıyla etkilenip sinirli olurlar.”

Kısacası bir süre sonra ulusların yakın gelecekteki kaderini tayin eden mundan astroloji ile natal astrolojinin (yani horoskopun) birleşmesinden günlük, haftalık, aylık, yıllık kehanetler ortaya çıktı. Özellikle 18 ve 19. yüzyılda İngiltere’de bu kehanetler ile fal bakmak oldukça popüler hale gelmişti. Hala astrologlar aracılığıyla yürütülen bu eylemin gazeteler aracılığıyla yaygınlaşması ise 1930’ları buluyor. Bugün hemen hemen tüm gazetelerde ve dergilerde birer tane astrologa rastlamak mümkün. Bu astrologlar genelde günlük, o da olmadı aylık, hiç olmadı yıllık fallar yazıyorlar, kitaplar yayınlıyorlar, televizyonlarda boy gösteriyorlar. Her yılın sonunda da mutlaka davet edildikleri mecralarda hem mundan astrolojisi hem de horoskop bağlamında yeni gelecek olan yılın değerlendirmesini yapıyorlar.

İşte bu araştırmada 2012 yılı biterken 2013 yılı hakkında kehanetlerde bulunan bir takım astrologların bu kehanetlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini yaygın katılım gösterilen bir anket aracılığıyla test etmeye çalıştık.

1300 kişiye sorduk: 2013’te ne oldu?

Bunu yapabilmek için astrologların kehanette bulunmayı çok sevdiği aşk, evlilik, kariyer, iş, mutluluk, sağlık vb. konularıyla ilgili kısa ve öz sorular içeren bir anket kullandık. Bu anket 26 soruluk, son derece basit, iki dakikada kolaylıkla doldurulabilen bir anketti (ankete ulaşmak için tıklayın).

Bu 26 sorudan 5’i katılımcıların burçları, yükselen burçları, cinsiyetleri ve astrolojiyi ciddiye alma derecelerinin sorulduğu demografik bilgi alma amacıyla sorulmuş sorulardı. Kalan 21’i ise kişilerin 2013 yılında yaşadıklarına ilişkin değerlendirme sorularıydı. Bu 21 değerlendirme sorusu kişilerin astrolojiye inanıp inanmamasından bağımsız olarak yanıtlanabilen, sadece ve sadece 2013 yılı içerisinde seyahate çıkma, evlenme, boşanma, çocuk sahibi olma, aşık olma gibi eylemlerde bulunup bulunmadıklarını sorgulamaktaydı. Bu sayede yanıtların astrolojiye değer verip vermemek ya da onu ciddiye alıp almamaktan etkilenmesi söz konusu olmayacağı düşünüldü. Zira evlenmiş ya da evlenmemiş olmanız, ya da tutkulu bir aşk yaşayıp yaşamamış olmanız büyük ölçüde astrolojiye verdiğiniz değerden bağımsızdır (Büyük ölçüde dedim; çünkü çok küçük de olsa etkilenme ihtimali var, zira astrolojiye çok kuvvetli inanç besleyenler fallardan etkilenerek onu gerçekleyebiliyorlar. Astrolojiye şiddetli inanç besleyen bir kişi “bu yıl evleneceksiniz” gibi bir kehanete gösterdiği duyarlılık nedeniyle o yıl evlenmeye daha yatkın hale gelebilir.)

22 sorudan 7’sinde kişilerin 2013 yılındaki durumları soruldu ve yanıtlamaları için “1-Kötüleşti”, “2-Değişmedi” ve “3-İyileşti” olmak üzere üç seçenek sunuldu (DURUM SORULARI). Kalan 15 soruda ise “Evlendim”, “Boşandım”, “Tutkulu aşk yaşadım” gibi tecrübeleri yaşayıp yaşamadıkları sorularak “Evet” ve “Hayır” seçeneklerinden birini seçerek yanıtlamaları istendi (TECRÜBE SORULARI).

Anket için kartopu örnekleme tekniği seçildi: Yani anket sosyal medya üzerinden paylaşılan bağlantı aracılığıyla yayıldı -ve kartopu gibi büyüdü- toplamda 1287 kişi katıldı. Ancak tabi ki bu formların hepsi ciddiyetle doldurulmamıştı: Burç bilgisinin verilmediği, soruların boş bırakıldığı ve özensiz yanıtlanmış olan 67 form ayıklandı. Analizler geriye kalan 1220 kişinin gözlem verileri ile gerçekleştirildi (ham verilere yazının sonundaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz).

Bilimin fendi astrolojiyi yendi mi?

Bir siyasetçiye, bir ekonomiste tutturamadıkları tahminler ya da gerçekleşmeyen müjdeler hatırlatılır, hatta kimi zaman hesap sorulur. Bir doktorun önerdiği tedavinin işe yaramaması halinde o doktorun neden iddia ettiği gibi olmadığı sorusuna yanıt vermesi istenir. Bir mühendis, yapmış olduğu hesap hatasının sorumluluğunu tamamen üzerine alır; hatta bu mesleklerdeki insanların gerçekleşmemiş vaat ve söylemleri nedeniyle birileri zarar görmüşse yargılanır ve hapse bile girebilir.

Ancak kimse astrologları gerçekleşmemiş kehanetleri dolayısıyla sorgulamaz. Bunun pek çok nedeni olabilir: Birincisi, günlük, haftalık, aylık derken o kadar çok kehanet üretmişlerdir ki, eminin sadece okuyanlar değil kendileri bile bir süre sonra ne dediklerini unutuyorlardır. İkincisi ise pek çok kimse astrolojiyi çok ciddiye alıyor görünse de herhalde hayattaki ciddi kararlarını astrologların kehanetlerini ciddiye alarak veriyor olmamalarıdır. Üçüncüsü ise, bu gibi çalışmaların azlığı ya da yokluğu nedeniyle, kehanetlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ciddi olarak sorgulanmamasıdır ya da sorgulanmaya değer bulunmamasıdır.

İşin tuhaf yanı astrologlar, kehanetleri tutmadığı zaman bundan pek gocunmazlar. Astrolojinin tüm sözdebilimler gibi yanlışlanamaz özelliğe sahip olması bunun bir nedeni olabilir. Bir kehanet tutmadığında en kötü ihtimalle top “yükselen burca” atılır, o da olmazsa “astroloji size ne olacağını söylemez; hangi konularda şanslı olabileceğinizi söyler” olur. Ya da enerjiniz düşüktür, yıldızınızla aranız barışık değildir vs. O zaman da astroloji aslında kendi amacını terk etmiş olur… “E hani gezegenler, takımyıldızları, enerjiler, falan filan?” derseniz –pek çok tartışmamda yaşadığım gibi- cahillikle suçlanan en nihayetinde siz olursunuz.

Aslında astroloji ve astrologların ciddi olarak ele alındığı, kehanetlerinin test edildiği bazı bilimsel çalışmalar yapıldı (ve de bilimsel bir çalışma olmasa da şöyle eğlenceli uygulamalar var: Randi ve Horoskop).

Mesela 1985 yılında yapılan Carlson deneyi meşhurdur. Carlson bu deney için Avrupa’nın ve ABD’nin en çok saygı duyulan 30 astroloğunu davet etti ve astrologlar da davete icabet ettiler. Deneyin işleyişi şöyleydi: Toplamda 116 bireye ait horoskop, yani doğum anlarındaki gökyüzü haritaları mevcuttu. Astrologlara her seferinde bir birey ve birisi gerçekten o bireye ait olan, diğer ikisi ise rasgele olan 3 adet horoskop veriliyordu. Astrologlar kişiye -burçları hariç- istedikleri soruyu sorabiliyor, kişiyi görebiliyor, kısaca kişiyle sözlü, görsel etkileşime girebiliyorlardı. Astrologlardan istenen hangi horoskopun o kişiye ait olduğunu tahmin edebilmeleriydi. Bilin bakalım ne oldu? Tahmin edemediler. Astrologların başarma oranı 1/3’tü… Yani herhangi birimizin gidip rasgele bir kart seçmesi halinde elde edeceği başarı oranı kadar (2).

1990 yılında ise başka bir çalışma yapıldı ve altı uzman astrologdan ellerine verilmiş 23 doğum yıldız haritasıyla, rahatlıkla konuşup sohbet edebildikleri, burçları hariç istedikleri soruyu sorabildikleri 23 kişiyle eşlemelerini istediler. Sonuç yine aynı oldu ve bunu başarma kabiliyetlerinin herhangi bir insandan daha fazla olmadığını ortaya koyan McGrew ve McFall, başarılı bir çalışmaya imza atmış oldular (3).

2011 yılında Güney Afrika’daki işçi bulma kurumuna kayıtlı 65.268 kişinin burçları ile onlara kurum tarafından uygulanmış olan karakter testlerinin sonuçlarını karşılaştırarak, burçlar ile karakterler arasında hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koyan Renier Steyn de yüzyüze etkileşim olmadan ve araya astrologları katmadan, yeni bir anket doldurmak suretiyle ortaya çıkabilecek her tür seçilim hatasını da bertaraf ederek astrolojinin karakter tezlerinin bir geçerliliği olmadığını ortaya koydu(4).

Astrologlar 2013 için ne dediler?

Biz bu çalışmada seçtiğimiz bazı astrologların katıldığı programlarda, kendi sosyal medya hesaplarında ya da ulusal basında henüz 2012 yılının Aralık ayındayken 2013’e dair yapmış oldukları kehanetlerden bulabildiklerimizi bulduk. Aslında astrologlar aşağıda söylediklerinden çok faha fazlasını söylediler; fakat pek çoğu “olabilir, yapabilir, edebilir, bir ihtimal …” gibi savunma alanlarıyla beraber sunulmuşlardı. O yüzden aşağıdaki listede kesin ve kesine yakın ifadelere yer vermeye çalıştık.

İşte astrologların hipotezleri:

[learn_more caption=”Tüm kehanetler”]

Astrolog Hipotez Mecra ve Tarih
Dinçer Güner “2013 senesinde evlenme potansiyeli yüksek olanlar: Yay, İkizler, Oğlak, Yengeç” Resmi twitter hesabı, 25 Aralık 2012
Dinçer Güner “Kazanç ve maddi konularda en süper şanslı olan burçlar yılın ilk yarısı Boğa, ikinci yarısı İkizler” Resmi twitter hesabı, 25 Aralık 2012
Dinçer Güner “Terazilerin ise maddi anlamda Satürn yüzünden yüzleri kolay kolay gülmeyebilir, yılın genelinde para idare etmeyi öğrenecekler” Resmi twitter hesabı, 25 Aralık 2012
Hande Kazanova “Boğalar ilişkilerine dikkat etsinler, parasal anlamda çok şanslılar” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Aslanların sosyal çevreleri ve iş hayatı çok aktif olacak” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Kariyer yılında olacak başaklar. Çok önemli şansları var. Medyada da çok fazla başak konuşuyor olacağız. Yılın ikinci yarısı sosyal çevrede çok şanslı olacaklar.” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Teraziler seyahat ve eğitim alanında çok aktif olacaklar” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Akrepler yılın ikinci yarısı keyif yapıp seyahat edecekler” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Yaylar: İkili ilişkide şanslılar 6 ay boyunca. Çok arkadaşım var evlilik düşünen. Yılın ikinci yarısı Parasal konularda şanslı olacaklar.” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Hande Kazanova “Oğlaklar, evlilik ve ikili ilişkide şanslı olacaklar” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Binnur Zaimler 2013 yılında parasal anlamda en şanslı burçlar sorulunca: “Yılın ilk yarısı ikizler. İkizler bütün olacakları değerlendirmeli. İkinci yarıda da Yengeç şanslı. Jupiter yengeç’e geçicek bolluk ve zenginlik olucak. Kadın liderler göreceğiz. Şirketlerde ve ülkelerde. İkizler ve yay basında çok ön planda.” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Zeynep Ekşib Oğlaklar için kariyerle alakalı önemli bir kariyer planı olabilir. Disiplin enerjiyi bulabilirler kendilerinden. 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Zeynep Ekşib Başaklar maddi konulara dikkat etsin. 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Zeynep Ekşib Koçlar özellikle evlilikle ilgili çok hassaslar. 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Rezzan Kiraz “2012 de pluton oğlaktaydı 2013 te devam edicek. Uranüs koçtaydı devam edicek. Plüton hayatı altüst eden Bir şey. Ölmeden önce sizi öldürüyor hayata bakışınızı değiştiriyor. Kötü açıdan örnek olarak Aile iş kaybı olabilir.” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Rezzan Kiraz “Neptün’e hizmet etmezseniz ruh ve sinir hastalığı hastanesi dolabilir. Özellikle balık ve başaklar yaylar ve ikizler dikkat edip ayaklarını sağlam yere bassınlar. Kimsenin peşinden koşmasınlar.” 25 Aralık 2012, HABERTÜRK Teke Tek Programı
Zeynep Süzmen Şen “Balıklara çok romantik, ayaklarını yerden kesecek bir aşk gelebilir.” 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Binnur Zaimler & Zeynep Süzmen Şen Binnur Zaimler: “Aynı zamanda bebek de gelebilir.”Z.S.Ş.: “Hatta ben Balıkların ikiz, üçüz sahibi olabileceklerini düşünüyorum.” 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Hande Kazanova “Yıldızlar aynı pozisyona yıllar sonra gelse bile insan helezonik. Yani aynı siz olmadığınız için aynı şeylerle karışlaşmamış oluyorsunuz. Ama dikkat etmesi gereken burç var; Boğa… Özellikle evliliklerine, ikili ilişkilerine..” 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Hande Kazanova Koçların hayatında önemli değişimler olabilir. İçlerinde inanılmaz bir bağımsızlık, cesaret var. Akreplerin hayatı yeniden yapılanıyor. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Zeynep Süzmen Şen Koç, Yengeç, Oğlak ve Terazi… Özellikle bunların ilk günlerinde doğanlar için büyük değişim görünüyor. Aslında bu süreç son 1-2 yıldır başladı ve önümüzdeki yıl devam edecek. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Binnur Zaimler Kovalar için de çok önemli bir dönem çünkü onları tanımayanların bile itibarlarını, imajlarını konuştuğunu görecekler. 10 sene sonra, 20 sene sonra da bu dönemi Kovalar kariyerleriyle ilgili hatırlayacaklar ve ben neler başardım deyip sevinecekler. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Zeynep Süzmen Şen Boğalara birtakım vaatler var. Bilinçaltlarından bir şeyler seslenmeye, hayat felsefeleri değişmeye başladı ve aslında kontrol alanlarından çıkmaya davet ediliyorlar. Birtakım şanslar var; onları iyi görüp iyi değerlendirmek lazım. Özellikle yılın ilk yarısında. Çünkü yılın ikinci yarısı bu şans İkizler’e geçecek. İkizler için yeni yatırım zamanı olacak. Bir de Akrep’i çok iddialı görüyorum bu sene. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Binnur Zaimler Yaylar, kariyer anlamında kaotik bir dönemine giriyorlar. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Hande Kazanova Balıklar yılın ilk yarısı ev, aile, yuva, huzur anlamında şanslı. Yılın ikinci yarısı Koç burcuna geçecek bu etkiler. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.
Zeynep Süzmen Şen Aslanlar egolarını bir kenara bırakıyor, aile kurmaları gerektiğini, “biz” olma duygusunu yaşayabileceklerini düşünüyorum. Dönüşleri muhteşem olacak, parlamaya başlayacaklar, özellikle yılın ikinci yarısı Aslanları gözlemek keyifli olacak. 30 Aralık 2012, HABERTÜRK “2013 kimin yılı olacak” röportajı.

[/learn_more]

 

Anketimizin katılımcı profili

Anketten de görebileceğiniz gibi anketimizin sonunda katılımcıların astrolojiye olan yaklaşımlarını sormuştuk. Ankete katılan 1220 kişiden 143’ü astrolojiyi çok ciddiye alırken, 729’u mesafeli yaklaşıyor. 348 kişi ise astrolojiyi hiç anlamlı bulmuyor.

Ankete katılan 1220 kişiden 143’ü astrolojiyi çok ciddiye alırken, 729’u mesafeli yaklaşıyor. 348 kişi ise astrolojiyi hiç anlamlı bulmuyor.

Ankete katılan 1220 kişiden 143’ü astrolojiyi çok ciddiye alırken, 729’u mesafeli yaklaşıyor. 348 kişi ise astrolojiyi hiç anlamlı bulmuyor.

Kadın katılmcı ve erkek katılımcılar arasında astrolojiye olan yaklaşımları bakımıdan çok ciddi farklar var. Astrolojiyi anlamlı bulmayanları büyük bir çoğunluğu erkek iken tersi de geçerli: Astrolojiyi ciddiye alanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.

Ankete katılım gösteren burçların dağılımına göz atarsak oldukça dengeli bir tabloyla karşılaşmaktayız. Yengeçler küçük bir miktar fazla olmak üzere neredeyse her burçtan katılım %8 civarında gerçekleşmiş. Katılım gösterenler arasındaki en küçük grup yaylar. Bu durum İçişleri Bakanlığı’nın 2010 yılında çıkardığı Türkiye Burç İstatistiği’ne uygun, zira bu istatistiğe göre Balıklar ve Yengeçler Türkiye’deki en kalabalık grubu oluştururken, yaylar neredeyse onların yarı nüfusuna sahip grup olarak son sırada yer alıyor (5).[tabs slidertype=”top tabs”] [tabcontainer] [tabtext]Grafik[/tabtext] [tabtext]Tablo[/tabtext] [/tabcontainer] [tabcontent] [/tabcontent] [/tabs]

Anketimizde yükselen burçları da sormuş olmamıza rağmen katılımcıların yaklaşık %34’ünün yükselen burcunu bilmiyor olması nedeniyle onları bir değerlendirme verisi olmaktan çıkardık.  Katılımcıları cinsiyetleri açısından incelediğimizde ise %58,6’sının kadınlardan, %39,8’inin erkeklerden oluştuğunu gördük. 19 katılımcı cinsiyetlerini belirtmeyi tercih etmediler.

[learn_more caption=”Cinsiyet dağılımı tablosu”]

Cinsiyet

Sayı

Yüzde

Kadın

715

58,6%

Erkek

486

39,8%

BOŞ

19

1,6%

Toplam

1220

100,0%

[/learn_more]

Katılımcıların yaş dağılımları ise Türkiye’deki internet kullanıcılarının yaş dağılımına benzer şekilde gerçekleşti ve büyük çoğunluğu 41 yaş gerisindeki katılımcılardan oluştu. 18 yaşından küçükler anketimize çok fazla ilgi göstermediler:

C_3_yas

Katılımcıların yaş dağılımları: Çoğunluk 18-35 yaş aralığında toplanmış görünüyor.

 

2013 nasıl geçti? -> Durum soruları…

Peki biz bu verilerle ne yapacağız?

Ankete dayalı bu tip araştırmalarda gruplar arasında anlamlı farklar olup olmadığını tespit etmek çok önemlidir. Konuya aşina olmayanlar için küçücük bir bilgi verelim:

Diyelim ki 40 kişilik bir sınıftaki kızların %10’u, erkeklerin ise %5’i gözlüklü olsun. Bu bize “kızlar gözüklü olur” bilgisini verebilecek yeterlilikte bir bilgi midir? Hayır… Çünkü böyle bir sonuç tamamen tesadüf eseri ortaya çıkmış da olabilir. Oysa aynı sınıfta kızların %80’i gözlüklü iken, sınıftaki erkeklerin %30’u gözlüklü olsaydı, işte o zaman kızların erkeklerden bariz bir şekilde daha fazla gözlük takma eğilimine sahip olduklarından şüphelenebilirdik.

Gruplar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için kullanılan bir kaç istatistik yöntem vardır. Katılımcılara sorduğumuz soruların yanıtları kategorik olduğundan (yani “Boy uzunluğunuz nedir?” gibi, yanıtı sayısal ve sonsuz değere sahip bir soru değil, yanıtları belli ve sözel kategorilere ayrılan sorulardan oluştuğundan) kullanılacak uygun analiz kikare testidir. Ki-kare testi bizlere burçların sorulara verdiği yanıtlara göre gruplanması halinde gerçekten aralarında anlamlı bir şekilde belli bir kategoriyi seçip seçmediklerinin bir ölçüsünü verecektir. Bu sebeple analizlerimizde 12 adet burcun sorulara verdiği yanıtlar arasındaki olası anlamlı farklar incelenirken ki-kare testine başvurulmuştur.

Daha iyi anlaşılması için ilk sorumuzu ayrıntılı olarak ele alalım:

Anketten de görebileceğiniz üzere ilk sorumuzda katılımcılara aşk hayatlarının 2013 yılında nasıl geçtiğini sormuştuk ve “Kötüleşti / Değişmedi / İyileşti” olarak sunulan üç şıktan birisini işaretleyerek yanıtlamalarını istemiştik. İşte katılımcılarımızın bu soruya verdikleri yanıtlar şöyle dağıldı:

[tabs slidertype=”top tabs”] [tabcontainer] [tabtext]Grafik[/tabtext] [tabtext]Veriler[/tabtext] [/tabcontainer] [tabcontent] [/tabcontent] [/tabs]

Tabloya bakınca hemen hemen her burçta “değişmedi” yanıtının baskın olduğunu ve yanıtların dağılımlarının her burç için benzer olduğunu görüyoruz; ancak bilimsel konuşacaksak bizim görmemiz yetmez; matematiksel olarak da test etmemiz gerekir.

Ki-kare testi aracılığıyla bu tabloyu analiz ettiğimizde Pearson Ki Kare Testi’nin anlamlılık değeri 0,288 çıkar… Derin istatistiki bilgilerle kafa karıştırmak istemediğim için basitçe şunu söyleyebilirim ki, anlamlılık değeri bize anlamlı fark olup olmadığını anlamak için gereken bilgiyi veren sayısal bir ifadedir. Bu sayı 0,05’ten küçükse, %95’lik güven düzeyinde gruplar arasında anlamlı bir fark olduğunu anlarız (p < 0,05). Bulduğumuz 0,288 değeri ise bize bırakın biraz anlamlı olmasını, burçlar arasında neredeyse hiçbir şekilde anlamlı bir fark olmadığını ve bu dağılımın tesadüfen de oluşabileceğini anlatıyor.

Zaten tabloya bakınca da rahatlıkla görülebileceği üzere herhangi bir burcun aşk hayatı 2013 yılında başka herhangi bir burca göre anlamlı bir şekilde sadece iyileşme ya da sadece kötüleşme göstermemiş. Yani Hande Kazanova’nın iddia ettiği gibi, boğaların ilişkilerine dikkat edecek bir durumu olmamış (ya da her ne olduysa öyle bir dikkat etmişler ki diğer burçlardan ayrıt edilemeyecek kadar rastgele yaşamışlar bu süreçleri…). Veya kendisinin evlilik düşünen, ilişkileri 2013 yılında iyi gidecek olan ve yay burcu olan arkadaşları, meğer geneli yansıtamıyormuş. Benzer şekilde Zeynep Süzmen Şen de maalesef balıkları üzecek kadar haksız çıkıyor: Anketimize katılan balıklara herhangi bir burçtan daha fazla ya da daha az gelmemiş ayaklarını yerden kesecek bir aşk ya da yaşadıysa da aynı yıl içerisinde hem sona ermiş, hem de etkileri geçmiş olmalı ki katılımcılar “değişmedi” diyecek kadar duyarsız olsunlar. (Verilerimiz arasında “tutkulu bir aşk yaşadım” sorusuna verilen evet / hayır yanıtları da var. Az sonra!)

Bu durumda astrologlarımızın hipotezleri test edilirse sonuç her birisi için negatif olur.

[learn_more caption=”Aşk hayatına ilişkin hipotezlerin test sonuçları”]

Astrolog Hipotez Test Sonucu
Hande Kazanova “Boğalar ilişkilerine dikkat etsinler, parasal anlamda çok şanslılar” Negatif
Hande Kazanova “Yaylar: İkili ilişkide şanslılar 6 ay boyunca. Çok arkadaşım var evlilik düşünen.” Negatif
Hande Kazanova “Oğlaklar, evlilik ve ikili ilişkide şanslı olacaklar” Negatif
Zeynep Süzmen Şen “Balıklara çok romantik, ayaklarını yerden kesecek bir aşk gelebilir.” Negatif
Hande Kazanova “Yıldızlar aynı pozisyona yıllar sonra gelse bile insan helezonik. Yani aynı siz olmadığınız için aynı şeylerle karışlaşmamış oluyorsunuz. Ama dikkat etmesi gereken burç var; Boğa… Özellikle evliliklerine, ikili ilişkilerine..” Negatif

[/learn_more]

İstatistiksel bir analiz yapmamış olsaydık tabloya bakarak tesadüfi de olsa İkizler’in aşk hayatının diğerlerine göre bir miktar iyileştiğini söyleyebilirdik, ya da aşk hayatı en çok kötüleşen burcun terazi olduğunu söyleyebilirdik… Ama hatırlatmak istiyorum ki bu sayılar anlamsızca ve rasgele dağılmışlardır. Bu çalışmayı burçlar arasında değil de adı Ahmet, Mehmet veya Hasan olanlar arasında ya da meslekleri doktor, mühendis ve öğretmen olarak arasında yapsaydık, onlar arasında da bu tip farklara rastlayabilirdiniz. Hepsi eşit dağılsa çok daha büyük bir olay olurdu.

Diğer durum soruları

Altı değerlendirme sorusundan ilkini detaylı olarak inceledikten sonra yazıyı uzatmamak adına kalan altı sorudan “Genel Olarak Mutluluğum” dışında hiçbir sorunun anlamlı bir fark vermediğini söyleyelim. Yani katılımcılarımız burçlarına bağlı olarak ekonomik durumları, kariyerleri, arkadaş çevreleri, aile ilişkileri ya da sağlık durumları açısından birbirlerine anlamlı bir fark atamamışlar: Ne olumlu ne de olumsuz yönde! Başka bir deyişle iş, aşk, aile ve sağlık sahalarında burçlar birbirlerinden bariz olarak farklı olacak ve ayrılacak bir iyileşme ya da kötüleşme göstermemişler; yani bir akrebin ne kadar kötüleşti veya ne kadar iyileşti ise, bir yengeç ya da balık için de o kadar olmuş.

Yani –maalesef- aşağıda gördüğünüz tüm hipotezler bir anlamda çöpe gitmiş oluyor… (üzücü evet…)

[learn_more caption=”Değerlendirme sorularına ilişkin hipotezler”]

Astrolog Hipotez Test Sonucu
Dinçer Güner “Kazanç ve maddi konularda en süper şanslı olan burçlar yılın ilk yarısı Boğa, ikinci yarısı İkizler” Negatif
Dinçer Güner “Terazilerin ise maddi anlamda Satürn yüzünden yüzleri kolay kolay gülmeyebilir, yılın genelinde para idare etmeyi öğrenecekler” Negatif
Hande Kazanova “Boğalar ilişkilerine dikkat etsinler, parasal anlamda çok şanslılar” Negatif
Hande Kazanova “Aslanların sosyal çevreleri ve iş hayatı çok aktif olacak” Negatif
Hande Kazanova “Kariyer yılında olacak başaklar. Çok önemli şansları var. Medyada da çok fazla başak konuşuyor olacağız. Yılın ikinci yarısı sosyal çevrede çok şanslı olacaklar.” Negatif
Binnur Zaimler 2013 yılında parasal anlamda en şanslı burçlar sorulunca: “Yılın ilk yarısı ikizler. İkizler bütün olacakları değerlendirmeli. İkinci yarıda da Yengeç şanslı. Jupiter yengeç’e geçicek bolluk ve zenginlik olucak. Kadın liderler göreceğiz. Şirketlerde ve ülkelerde. İkizler ve yay basında çok ön planda.” Negatif
Zeynep Ekşib Başaklar maddi konulara dikkat etsin. Negatif
Rezzan Kiraz “2012 de pluton oğlaktaydı 2013 te devam edicek. Uranüs koçtaydı devam edicek. Plüton hayatı altüst eden Bir şey. Ölmeden önce sizi öldürüyor hayata bakışınızı değiştiriyor. Kötü açıdan örnek olarak Aile iş kaybı olabilir.” Negatif
Rezzan Kiraz “Neptün’e hizmet etmezseniz ruh ve sinir hastalığı hastanesi dolabilir. Özellikle balık ve başaklar yaylar ve ikizler dikkat edip ayaklarını sağlam yere bassınlar. Kimsenin peşinden koşmasınlar.” Negatif
Hande Kazanova Koçların hayatında önemli değişimler olabilir. İçlerinde inanılmaz bir bağımsızlık, cesaret var. Akreplerin hayatı yeniden yapılanıyor. Negatif
Zeynep Süzmen Şen Koç, Yengeç, Oğlak ve Terazi… Özellikle bunların ilk günlerinde doğanlar için büyük değişim görünüyor. Aslında bu süreç son 1-2 yıldır başladı ve önümüzdeki yıl devam edecek. Negatif
Binnur Zaimler Kovalar için de çok önemli bir dönem çünkü onları tanımayanların bile itibarlarını, imajlarını konuştuğunu görecekler. 10 sene sonra, 20 sene sonra da bu dönemi Kovalar kariyerleriyle ilgili hatırlayacaklar ve ben neler başardım deyip sevinecekler. Negatif
Zeynep Süzmen Şen Boğalara birtakım vaatler var. Bilinçaltlarından bir şeyler seslenmeye, hayat felsefeleri değişmeye başladı ve aslında kontrol alanlarından çıkmaya davet ediliyorlar. Birtakım şanslar var; onları iyi görüp iyi değerlendirmek lazım. Özellikle yılın ilk yarısında. Çünkü yılın ikinci yarısı bu şans İkizler’e geçecek. İkizler için yeni yatırım zamanı olacak. Bir de Akrep’i çok iddialı görüyorum bu sene. Negatif
Binnur Zaimler Yaylar, kariyer anlamında kaotik bir dönemine giriyorlar. Negatif

[/learn_more]

 

Anlamlı bir fark!

Gelelim tüm anketimizin tek anlamlı sonucuna. Katılımcıların değerlendirme soruları arasından “Genel Olarak Mutluluğum” sorusuna vermiş oldukları yanıtlar aşağıdaki gibi dağılmıştır:

[tabs slidertype=”top tabs”] [tabcontainer] [tabtext]Grafik[/tabtext] [tabtext]Frekans[/tabtext] [/tabcontainer] [tabcontent] [/tabcontent] [/tabs]

“Genel olarak mutluluğum” sorusu için yapılan Pearson Ki-kare testi sonunda anlamlılık değeri 0,007 olarak elde edilmiştir (p < 0,01). 0,007 sayısı 0,05’ten ve hatta 0,01’den bile küçük olduğu için burada oldukça anlamlı bir dağılım farkı oluştuğu söylenebilir. Tabloya baktığımızda başakların bariz bir biçimde “İyileşti” yanıtını tercih ettiklerini, yengeçlerin ise bariz bir biçimde “değişmedi” seçeneğini tercih etmediklerini görüyoruz. Hatta grafiğe baktığımızda başak ve yengeçlerde yeşil sütunun diğerlerinden daha uzun olduğunu ve orada sırıttıklarına şahit oluyoruz. Bu anlamlı farkı yakalamış olmamız “anlamlı fark” kavramını okurlarımıza gösterebilmemiz için büyük bir şans!

Gelelim farkın olası açıklamalarına: Ki-kare testi bize sadece kategorilere dağılımların oranlarını mukayese etme imkanı sağlar. Dikkat edilirse Yengeç’ler “iyileşti” yanıtını diğerlerine göre fazlaca tercih etmişlerdir; fakat aynı şekilde “kötüleşti” yanıtını da diğerlerine göre fazlaca tercih etmişlerdir. Başak dışında herhangi bir burçta diğerlerine göre iyileşme ya da kötüleşme yönünde bariz olan bir yığılma gözükmemektedir. Peki ne olmuştur ve genelde bütün burçlarda en çok verilen yanıt “Değişmedi” iken Başak burçlarında öyle olmamıştır?

Diğer bütün sonuçlarda herhangi bir anlamlı fark çıkmazken sadece ve sadece bu soruda anlamlı bir fark çıkması  açıklama gerektirmektedir. Böyle durumlarda akıllara ilk olarak -örneklemin küçük olmasının da etkisiyle kuvvetlenen “şans etkisi” olabileceği gelir. Bunu hemen açıklayalım: Bir parayı attığınız zaman yazı (Y) ve tura (T) gelme olasılıkları birbirine eşittir ve %50’dir. Bir parayı sadece üç kez atarsanız TTT ya da YYY gibi bir sonuçla karşılaşmanız oldukça olasıdır; ama bu durum %100 T ya da %100 Y geldiği anlamına gelir ki, gerçek olasılık olan %50’den çok uzaktır. Ancak bir parayı 100 kez attığınızda tamamı tura ya da tamamı yazı olan bir sonuç kümesiyle karşılaşmanız zordur. Parayı atma sayısı arttıkça Yazı ve Tura gelme sayıları arasındaki fark yüksek olsa bile bunların oranlarının %50’ye yaklaştığı görülür. Mesela 100 defa para attığınızda 40 Y ve 60 T ile karşılaşabilirsiniz -100 adet yazı ile karşılaşsa idiniz paranın hileli olduğunu düşünürdünüz- bu da oranlarının %40 Y ve %60 T olduğunu gösterir. 10.000 kez para attığınızda 4800 Y ve 5200 T sonucu ile karşılaşabilirsiniz; burada adetlerine bakacak olursak aradaki fark yüksektir ve 400 adettir, ancak oranlara baktığınızda yazı gelme oranı %48 iken tura gelme oranının %52 olduğu sonucuna varırız. Teorik olarak atış sayısı sonsuza yaklaştıkça olasılıklar kesin olarak kendi değerlerini bulur.

Aynı durum burçlar arasında yaptığımız bu değerlendirme için de geçerlidir ve az sayıda katılım yüksek hata içerme riski taşır. Uç bir örnekle anlatalım: Eğer her burçtan birer kişiye anket uygulamış olsa idik, kesinlikle burçların birbirinden farkları çok “anlamlı” çıkarlardı. Tek bir akrep ekonomik durumu için iyileşti derken, tek bir boğa ise kötüleşti demiş olurdu ve bu kadar az sonuçla “akreplerin ekonomik durumu iyileşmiş, boğalarınki kötüleşmiş” diyebilirdik (ama demeye kalksaydık tabiki de komik ve hatalı bir çıkarsama olurdu). Yani başaklarda böyle bir sonuca ulaşılmış olmasının olası nedenlerinden birisi örneklemin küçüklüğü olabilir.

Eğer örneklemimizi yeterli kabul edercek olursak ki bu da astrologların tezlerinde kısmen haklı olduklarına işaret edebilirdi; ancak ne tuhaftır ki astrologlarımızın hiçbirisi başaklar ve yengeçlerin bizim tespit ettiğimiz farklarını ima edebilecek hiçbir şey söylememiş. Anket sonuçları Başak’ların “Genel olarak mutluluğum” ifadesi için diğerlerine nispeten “iyileşti” tercihinde daha fazla bulunduğunu gösteriyor; ancak hipotezlerimizde başaklara dair 2013 yılı için net ve olumlu bir şeyler söyleyen bir astroloğa rastlayamıyoruz.

2013’te ne oldu? Olay soruları…

Gelelim ikili ölçeklerimize… 21 sorudan 6’sını yukarıda irdeledik. Bu sorulara “Kötüleşti / Değişmedi / İyileşti” yanıtları veriliyordu. Diğer 15’i katılımcılara kesin olarak “Evet / Hayır” diye yanıtlayabilecekleri, 2013 yılındaki deneyimleri hakkındaki sorulardı. Yazımızı daha fazla uzatmamak adına hızlı bir bakış atalım; ne de olsa artık ki-kare testinin sonuçlarını anlayabiliyoruz.

[learn_more caption=”Olay soruları anlamlılık tablosu”]

Sorular Sig.
Genel Olarak İyi Geçti

,430

Evlendim

,460

Boşandım

,291

Çocuk Sahibi Oldum

,568

Yeni Dostlar Edindim

,222

İşimi Kaybettim

,601

Yeni İş Buldum

,487

Yoğunluğum Arttı

,583

Yakınımı Kaybettim

,509

Ciddi Sağlık Problemleri Yaşadım

,156

Tutkulu Aşk Yaşadım

,714

Platonik Aşk Yaşadım

,782

Ailemle Kavga Ettim

,513

Ev – Araba Aldım

,560

Güzel bir Tatil Yaptım

,139

İşimi Kaybettim

,601

Yeni İş Buldum

,487

Yoğunluğum Arttı

,583

Yakınımı Kaybettim

,509

Ciddi Sağlık Problemleri Yaşadım

,156

[/learn_more]

Tablodan görebileceğiniz gibi yukarıdaki sorulardan hiçbirisinde burçların anlamlı bir biçimde daha fazla “Evet” ya da “Hayır” deme gibi bir durumları olmamış. Özellikle evlilik ile ilgili maddeye dikkat çekmek isterim; zira bu konu popülaritesi nedeniyle astrologların hipotezlerinde bol bol yer alıyor. Ancak daha önce “katılımcıların azlığı” nedeniyle belirttiğimiz kısıtlılığın evlilik konusundaki anlamlı fark yoksunluğunda etken olduğunu söylememiz gerek; biz bilim insanları alçakgönüllü olmayı ve gerektiğinde eksikliklerimizi itiraf etmeyi  biliriz. Katılımcılarımızın sadece %3,5’u evlenmişler. “Vay bee, hakikaten X burçlarında evlilik moda olmuş” diyebileceğimiz bir durum söz konusu olmadığı gibi, örneklem küçüklüğü nedeniyle sağlıklı bir sonuç almanın mümkün olmadığını da ilave etmemiz gerek; ancak bu kadar az veriyle hareket edecek olsa idik Boğa, Başak, Terazi ve Balık burçları için “daha çok evlenmişler” diyebilirdik ve astrologlarımız aşağıdaki hipotezleriyle sınıfta kalmış olurlardı:

[tabs slidertype=”top tabs”] [tabcontainer] [tabtext]”2013’te Evlendim” diyen katılımcılar[/tabtext] [tabtext]Astrologların kehanetleri[/tabtext] [/tabcontainer] [tabcontent] [/tabcontent] [/tabs]

Zaten dikkat edilirse dört astrolog evlilik konusunda Yay, İkizler, Oğlak, Yengeç, Koç ve dolaylı olarak Aslan olmak üzere toplamda altı adet burcun adını telaffuz etmişler. Bu da on iki burcun yarısı demek… Astrolojinin fizik ya da matematik gibi aynı olgulardan ve kaynaklardan beslenmediğinin ve yorumların gayet kişisel olduğunun bir göstergesi olan bu durum yapmış olduğumuz testle de kendini gösteriyor. Zira doğa bilimlerinde, özellikle astrolojiye atası olduğu vasfı yüklenen astronomide kehanetler değil veriler çalışır. Elbette henüz ortaya koynamış bir fiziksel fenomen hakkında farklı düşünen astronomlar olacaktır, ancak tüm bu farklı düşünüşler bilimin diğer alanlarıyla tutarlıdırlar ve bir tanesi kendi düşüncesini deliller ya da genel geçer hesaplamalar ile daha geçerli olduğunu gösterirse diğerleri de kendi düşüncelerinden vazgeçme akçakgönüllülüğünü gösterirler. Ancak görünen o ki astrologların her birisi farklı telden çalarken birbirlerini dahi ikna edecek delil ve gerekçelerden yoksunlar. Üstelik komik bir biçimde astrologlar tarafından telaffuz edilmiş olan burçlar, yaylar dışında anketimize katılan ve 2013’te evlenen katılımcılar arasındaki küçük gruplara işaret ediyor.

SONUÇ

Astroloji gibi sözdebilimlerin ortak özelliklerinden birisi “yanlışlanamaz” olmalarıdır. Karl Popper tarafından ortaya konan, bilimin bu en önemli ilkesi bilim dünyasında sıkça kullanılır. Örneğin bilimde “tüm elmalar kırmızıdır” gibi bir önerme, tek bir yeşil elmanın varlığını ortaya koymanızla çürütülmüş olur. Oysa sözdebilimlerde, çok genel önermeler öne sürülmesine rağmen bu önermeleri yanlışlayabilecek bir bulgu ile sunulduğunda onu görmezden gelme, başka nedenlere bağlama ve dolayısıyla önermelerinde ısrar etme davranışlarına sıkça rastlanır.

Bu çalışmada kullanılan anket bir takım soruların soruluş şekli nedeniyle semantik bir takım kısıtlılıklara sahip olsa da, anlamı oldukça açık bir takım sorularla da bariz bir şekilde 2013 yılının burçlar açısından anlamlı bir fark yaratmadığını ortaya koymuştur. Ancak herhangi bir astrologun, hadi bırakın astroloji hakkındaki gayribilimsel zemini görmeyi, önermesini geri çekeceğini, iddiasından vazgeçeceğini sanmıyorum.

Aşağıda bağlantısını yerleştirdiğim hamveri aracılığıyla tüm testler tekrar edilebilir ve hatta veriler başka açılardan da incelenebilir.

Tüm katılımcılara teşekkür ederken Türk televizyonlarında cereyan etmiş bir sahneyi de sizlerle paylaşmak isterim:

 

HAM VERİ

[box type=”download”] Ham veriyi indirmek için tıklayın.[/box]

TEŞEKKÜRLER:

Astrologların kehanetlerini toplama ve deşifre etmede yardımcı olan Tuğçe Demirağ ve Mert Ecevit’e, anket analizlerinde bilgisine danıştığım Neşe Direk’e, bu çalışmaya başlamama vesile olan kuzenim Seda Koyuncu’ya teşekkürlerimle.

MERAKLISINA:

– “Astrolojiye İnanmak için 10 Yanılgı” – Tevfik Uyar

– Açık Bilim Radyo Programı: Astroneoloji muhabbeti

KAYNAKÇA

(1) James H. Holden. A History of Horoscopic Astrology. 2. Baskı. 2006. Amerikan Astrologları Federasyonu.

(2) Massimo Pigluicci. No sense on stilts. 1. Basım. ABD: 2010, The University of Chicago Press.

(3) John H. Mcgrew , Rıchard M. Mcfall.  “A Scientific Inquiry Into the Validity of Astrology”, Journal of Scientific Exploration. Vol. 4, No. I, pp. 75-83, 1990

(4) Renier Steyn, “Astrological Signs and Personality Differences”, Journal of Psychology in Africa. 2011, 21(3), 493-494.

(5) Türkiye’de en çok hangi burç yaşıyor? http://www.milliyet.com.tr/turkiye-de-en-cok-hangi-burc-yasiyor-/turkiye/sondakika/24.01.2010/1190009/default.htm

(6) Astrologların Kehanetleri

* Teke Tek Programı – 25 Aralık 2012 – http://tv.haberturk.com/programlar/video/teke-tek-2013-astrolojisi-13/80461

* 2013 kimin yılı olacak? 30 Aralık 2012 – http://www.haberturk.com/yasam/haber/807499-2013-kimin-yili-olacak

* Dinçer Güner Tweetleri: Evlenme / Para / Para 2

Etiketler: , , , , , , , , ,


Yazar

İTÜ Uçak Mühendisliği ve İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yönetimi Yüksek Lisans mezunudur. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, sosyoloji lisans öğrencisidir ve bilimkurgu öyküler yazmaktadır. / Google






7 Responses to Astrologların Bilimle İmtihanı

  1. anadoluhayvani says:

    Güzel bir çalışma olmuş, tebrik ederim. Gerçi birçok insan burç kehanetlerinden ziyade burç özelliklerini ciddiye alıyor. Bunun üzerine bir çalışma yapılsa çok makbule geçerdi. Biraz daha zorlu bir iş olabilir bu, zira burçlara inanma düzeyinin o burcun özelliklerini gösterme konusunda daha fazla etkisi olmasını bekleyebiliriz. Ayrıca hamilelik ve gelişim sürecindeki iklim farklılıklarının etkisi gibi yanlışlanabilir hipotezler üretilebilir, alternatif hipotezler insanlara en azından üzerinde düşünmek için fırsat sağlayabilir.

    Bir de burçların dağılımdaki farklılıkların nedeni -bir ihtimal- düğünlerin yaz aylarında olması nedeniyle doğumların baharda yoğunlaşması ve bazı insanların yıl sonu ve başında doğum yapmayı tercih etmemesi veya nüfusa geç yazdırmaları olabilir.

  2. Yeni çağın dinlerinden birisidir bu astrolojide.

  3. musatartik says:

    Çalışmada emeği geçen herkese teşekkürler. gayet başarı bir iş çıkarmışsınız.
    Değerlendirme yaparken konu başlığına göre yaş parametresi dahil edilmeli miydi?
    Mesela “evlilik” ve “Çocuk yapma” gibi olgular büyük oranda belli bir yaş dilli mi için geçerli

  4. “astrologla Twitter üzerinden tartışınca ” kendinize işkence etmenin başka yolları da vardı :) güzel çalışma, tebrik ediyorum.. bir sonraki astrolog tartışmanız için de bol sabır :)

  5. Uzun ve yorucu bir çalışma olmuş. Bu emeği ve enerjiyi daha yararlı bir konuya aktarsaydınız keşke. Sonuna kadar okuyamadım çok uzundu ama kehanet konusuna değinmişsiniz. Binlerce yıldır elde edilen veriler o kadar çok ki, sonu yok. Ayrıca yaşam durağan değildir. Yorum da kişiye ve yaşama göre değişir. Öyle çok veri var ki, hepsinin değerlendirilip süzgeçten geçirilmesi gerekir. Bileşenler çoğaldıkça sonuçta değişken olur. Astroloji ile ilgilenmemiş insanlar astrolojiyi kehanet sanatı olarak görürler.Astroloji kehanet sanatı değildir.
    Çalışmanızı tebrik ederim. Umarım dergi köşelerinde günlük burç yorumlarını okuyanlar için yararlı olur. Astrolojiyi merak ediyorlarsa daha sağlam kaynaklara başvururlar. Çünkü astroloji bu değildir. Sadece öngörür, olaylara göre, yaşama göre… Olacakları söylemez. Olacaklar bize bağlı…

  6. astroloji yanlışlanamaz bir şey değildir, ama onu yanlışlanamaz hale getiren daha astrolojiyi anlayamadan ve hakkında tam olarak bilgi sahip olmadan, önyargılardan arınmadan (ki bilimin en büyük düşmanıdır önyargı, ironik şekilde günümüz bilimadamlarında daha çok görülür) çürütme çabasına giren kişiler.

    siz yine diğerlerinden farklı olarak yükselen burç falan da sormuşsunuz, sırf gazete köşeleri üzerinden eleştirenler de var malum. lakin her kişinin haritası farklıdır, yükselen burçları da normal burçları(ki buna güneş burcu denir) da aynı olan kişilerin bile farklı haritaları var. asıl, ciddi yorumlamalar da buna göre yapılıyor zaten. ben astrolog değilim, harita okuma konusunda eğitim almış bir arkadaşım, daha yeni tanıştığımız zamanlar 2. konuşmamızda haritamı çıkartmıştı. öyle şeyler söylemişti ki 25 senelik hayatımda birebir benimle yaşamış olması gerekiyor o söylediklerini bilebilmesi için. sonra aynısını başka arkadaşlarıma da yapmıştı, onlar da şok olmuşlardı. “üçümüz şok olduk o zaman doğru” demiyorum, ama mesela böyle bir araştırmada işin bir uzmanından kendi haritanızı da çıkartıp bir deneyimleseydiniz, tahminimce siz de şok olacaktınız.

    ileriye dönük tahminlere gelince, hiçbir astrolog kendini kahin yerine koymaz. sadece oluşabilecek şartları söyler ve uyarır. bunlar bazen birebir gerçekleşebilir, bazen de hiç gerçekleşmez. aynı burçlara mensup olduğumuz biri bunu yaşarken diğeri yaşamaz. ama bu o uyarıları komple yalanlamak için yeterli değildir. bazı internet sitelerindeki, gazete köşelerindeki yorumları okuyup işini ona göre şekillendirecek kadar cahil insanlar varsa bu onların sorunu, her mesleğin şarlatanı vardır ama çok merak ediyorum sırf içinde barındırdığı şarlatanlar yüzünden sürekli bu kadar topa tutulan başka bir alan var mıdır?

    daha da üzücü kısım, haberturk’teki bir program sunucusu da benzer konuda bir program yapmıştı. kendisi “bilime inanan bir insan olarak… bilimin ışında… bilim…” cümlelerini ağızından düşürmezken, bilimin en büyük düşmanı olan önyargı ve dogmatik yapıyı ölümüne yaşatıyordu ekranda. hani teknolojinin hala gelişmeye devam ettiği, hala kanıtlanmayı bekleyen birçok şeyin bulunduğu içinde bulunduğumuz yüzyılda her konuda kafamızda bir “acaba?” olmalı. aksi takdirde kendimizi kandırırız. ha daha üzücü kısım diyordum, astrolojiyi savunanların diline bakacak olursanız hep ucu açıktır çünkü her sosyal bilim gibi astroloji de çürütülebilir tezler içerir bu nedenle mensupları hep dikkatli davranır, ama onları eleştiren insanlar sanki herkes şarlatanmış böyle bir alan da öylesine ortaya atılmış aslında komple hikayeymişçesine kafa göz eleştiriyor. okudukları kaynaklar yanlıyken, yaptıkları araştırmalar eksikken, ne kadar objektif bakabilirler hiç düşünmüyorlar.

    araştırma teknikleri dersi mutlaka almışsınızdır tevfik bey, notları bir daha gözden geçirmenizi öneririm zira yaptığınız araştırma birçok açıdan eksik barındırmakta.

    not: astrolog değilim ama ilgiliyim.

  7. Pingback: haftalık gökyüzü raporu – 5 | astroturk.net

Yorum yapın (Facebook, Twitter gibi hesaplarınız geçerlidir.)

Back to Top ↑